25 Temmuz 2007



canım acıdı...

gözlerim acıyor.....

şimdi ne hissediyorum biliyor musun???

hayatta yaşadıklarımızla, hakkettilerimiz ve hak ettiğimizi düşündüklerimiz arasında iki ucu birbirine çok uzak upuzun bir çizgi var. kılıçtan keskin, saç telinden ince... ip cambazlarıyız bu çizgi üzerinde hepimiz bir ucdan bir uca koşturmaya çalışan. başarılı olanlar soytarılığı iyi becerebilenler.... iki ucu birbirine çok uzak çizgi üzerinde soytarılığı beceremeden nerde durması gerektiğine karar vermeye çalışıp yaşadıklarına ve hakkettiklerine üzülenler ise başarısızlık damgasının üzerlerine çoktan vurulduğu iyi niyetli insanlar....
ters bi çekim yasası var bu dünya üzerinde. dürüstçe çalışanlar biryerlere gelemezler. biryerlere gelme başarısı çalışmakla doğru olantılı çalışmaz. soytarılığı iyi bilmek gerektirir. nabza göre şerbet ister. yalakalık baş şarttır. onsuz olmaz! ve iyi niyet diye bir duygunun mezara koyulması gerekir! kurallar keskinleşir! olumlu tüm cümleler yer değiştirir tezatlarıyla! başarı bunu gerektirir. aksi taktirde çok sürmez bu küçük oyun. cambazlık da kolay iş değildir, hakkını vermek gerekir...

kaçan kovalanır bu dünya üzerinde. seversin, sevilmezsin! düşünürsün, düşünülmezsin! verirsin, alamazsın! iyilik yaparsın, kötülük bulursun....

nettir aslında kurallar. yüreğini at der, kullanmaman gereklidir özünde. tek kuralıdır bu oyunun. herşey kendiliğinden olur böylelikle istesende istemesende...

ne kazanırlar ya da ne kaybederler bilinmez... herkezin kazandığı kendine, kaybettiklerini bilenler varsa içlerinde...

yüreğini mezara koyan insanlar sizlere söylüyorumm.. insanları diğer canlılardan ayıran en önemli özellikleri beyin güçleri değildir...

yürekleridir

duygularıdır

gözyaşlarıdır

eğer bunları kaybettiyseniz sadece yüreğinizi değil insanlığınızı gömmüşsünüzdür mezara...

hala anlayabilcek yüreğiniz kaldıysa,

sadece biraz hissetmeyi deneyin,

yüreğinizin götürdüğü yere gidin....

kukla


Takılı kaldım sensizliğin orta yerinde...
Karanlıkların tam ortasında bir kukla gibi asılı bekliyorum çaresiz.

O kukla ki beklemekte olduğu oynatıcısı çoktan intihar edip gitmiş uzaklara...
O kukla ki çoktan bitmiş sevildiği vakitlerde atılmış bodrumun bir köşesine, yakılmak için beklemekte habersiz...
Ve o kukla ki çoktan kopmuş bacağı eli...

Tıpkı ben gibi...
Tıpkı katlettiğin sevdam gibi...
Biz gibi...

Sensizliği içime çekerek oturduğum sahilde,hüzünle dans ediyorum şimdi...
İşte bir damla akıyor sol yanağıma,usul usul iniyor yüreğime, ilmek ilmek işliyor sensizliği benliğime...

Akşam geliyor bulunduğum sahile şimdi....
Deniz coşmak istiyor, ben atlamak ve kulaç kulaç akmak sana...

sonra...
Sonra deniz vazgeçiyor,
Ben...
Ben unutuyorum yüzmeyi, boğulmaktan korkuyorum,
Ve tıpkı deniz gibi vazgeçiyorum. ...

Vazgeçişimin ardına geliyor gece,hafif bir esinti yalıyor saçlarımı..
İnce bir sızı karanlığın tam ortasında hissettiriyor kendini...

Adını SeN koyuyorum...

Bulutlar gelmeye başlıyorlar derken...
Son ışığımı da kapatıp yok ediyorlar Ay'ı bu gece sebepsiz...

Derken Sensizlik işliyor iyice yüreğime...

Sızım artıyor..
Sızım dayanılmaz olup kriz halini alıyor...
Adını sensizlik koyuyorum bu sefer nedensiz...

Bırakıyorum seni o kıyıda,boğulmaktan korkuyorum derken...
Sensizlik koynumda dönüyorum karanlıklara, sol yanağımda bir damla yaşla...



20 Temmuz 2007

sen


Bir agacin kökleri ne kadar kuvvetliyse ve ne kadar topraga sarildiysa eger, agac da o kadar güclü ve sebatlı olur! Fırtınalar kopsa bile agac sarsılmaz! Sonbaharlarda yapraklar yere düşse bile, ilk baharın baslaması ile agac yeşillenir yine! Yaprakların yere düsmesi bir eksilme olarak görülür bazen, ama aslinda bir yenileme, bir degişim, olarak görülmeli! Hayatta da öyle degilmidir, neler yasanir, neler görülür, nelerle karsilasilir, kimler gelir, gelenlerden kimler kalir?! Bazen en cok deger verdigin kisiler gider! Karlar kislar sadece bir iki agaci etkilemez onun disinda herseyi etkiler! Durmadan bir degisim icinde yasanir! Insan bazi seyleri elde etmek icin, bazi seylerden vazgecmek zorunda kalir!
Ne sevgiler büyütür insan icinde! Kimi zaman sevgisine karsilik bulur, kimi zaman yalnizlikla bogusur! Hayat kim icin kolayki? Herkese!!! farkli sekillerde sunuyor zorluklarini! ...

Sen,....
Tohumlari gönlüme ekerken, köklerinin bu kadar kuvvetli ve saglam olacagini düsünmezdim!
Öyle bir Sevgi ile büyümüski bu agac gönlümde, kökleri topraktan ayiramadim! Siddetle esen rüzgarlarin gücü bile sadece bir kac dali kirmaya yetti! Onlarin acisi da cogu zaman hemen geci verdi!...

Sen,..
Bir kirilmis ayna gibisin! Kirilmis parcalari zorlukla birlestirdigim! Bana verdigin acilar her aynaya bakisimda yüzüme vursa bile, kendime engel olamayip yinede her zaman baktigim!...

Sen,...
O kadar büyük bir yer kaplamisin ki kalbimde, kimse onun büyüklügüne herhangi bir sekilde yaklasamadi! Dokunulmayan derinliklere saklanmis bir sarki gibisin! Yalniz kaldigimda, kendi kendime mirildadigim. ..Hic kimse farkina varip ayni sarkiyi söylemesin diye, bana soruldugunda sözlerini ve melodisini unuttugum bir sarki, dedigim...

...................................

....

Yavaş yavaş yağmaya başlıyor yağmur. Gece çoktan inmiş yeryüzüne, yıldızlar yok bu akşam ay parlamıyor ve gece iyice karanlık basıyor her yanı.rüzgar esiyor delice, yağmur bastırıyor iyice.Ben ışıkları kapatıyorum ve bir mum yakıp izlemeye başlıyorum dışarıyı. Fonda hafif bir müzik çalıyor.Şarkıcı kaçmaktan söz ediyor sürekli, gitmek gerek diyor gitmek ve yeni bir hayat başlatmak kendim için, yeniden başlamak gerek her şeye. Şarkı sözlerine takılıyorum bir an cama vuran damlaları saymaya çalışırken, aklımı kaçma fikrinin güzelliği çeliyor.Şimdi çıksam diyorum her şeyi bırakıp çıksam.Ve arkamda bırakıp karanlığı önümdeki başka bir karanlığa doğru korkmadan atsam adımımı… Pencerede yansıyan yüzüm dile geliyor o anda..

“Korkak nereye kaçmaktan söz ediyorsun durmadan.”

Ben anlamıyorum, anlamsız anlamsız bakıyorum önce.Hayal görmeye başladığımı düşünüyorum ilk başta; ama o konuşmaya devam edince, anlıyorum ki aslında içimdeki yalnızlık dile geliyor.

O bile sıkılmış artık sürekli yanımda olmaktan..O bile sıkılmış buzdan evimde benimle oturmaktan da artık birilerinin gelip kurtarmasını istiyor . Benden…Evet o bile kurtulmak istiyor benden.

“Bıktım senin her şeyden üzüntü duymandan.”

Diyor.

“Hayal perestliğinden, deliliğinden bıktım.Ayakları n yere bassın azcık.Biraz olsun kurtul çocukluğundan. Büyü büyü de korkuların bıraksın peşini.”

Düşünüyorum bir an..Delilik neye ve kime göre delilik..Neden ayaklarım yere bassın ki..Her yere basışımda kayan ayağım ve her yere basışımda sarsılan kalbim neden yere bassın. Kendi savunma mekanizmamı neden yok edeyim ki bir bir. Tutunacak hiçbir nedenim yokken ve deliliğimle birlikte alay ederken içine düştüğüm durumdan.Ayakları m yere bastığında daha mı iyi olacak sanki?

“İşte.”

Diyor o sırada penceredeki yüzüm.

Ne, der gibi bakıyorum ona.

“Sen hiçbir şeyi başaramazsın. Hayalleri bırak ve dön gerçek dünyaya.Gerçekler senin düşündüğün kadar temiz değil. Hadi artık uyan.. Bir sen misin sanıyorsun içi sıkılan bir sen misin ailesinden ayrı olan.Eee bırak artık bu sulu gözlülüğü.”

Gözümdeki damlaları siliyorum.

“Bırak beni..Rahat bırak..Ağlamama bile kızıyorsun. Yapabildiğim tek şey bu.Ben, kimse benim çektiklerimi çekmiyor mu diyorum sanki.Ben mi diyorum hayır, sadece ben acı çekiyorum diye.”

“Ama hiçbir insan senin gibi mızmızlanmıyor, hiç kimse garip garip hayaller kurup ta onlardan yarattığı saçma sapan bir dünya kurmuyor kendine.Ve o dünya ile gerçek dünyayı unutup şizofren bir edayla dolaşmıyor sokaklarda.”

“Ne yani şimdi de şizofren mi oldum gözünde.”

“Evet şizofren değilsin de nesin söyler misin bana. Şu an neyle konuştuğunun farkında değil misin yoksa.”

“Seninle konuşuyorum..”

“İyi de ben kimim?Kaçmayı düşünmeden önce, bir dön bakalım kaçmak istediğin yere.Yada bir yen bakalım şu sürekli kaçtığın ama hep hatırladığın gerçekleri.Ama ondan önce bir gel kendine de şu an neyle konuştuğuna bir bak bakalım.”

O anda kayboluyor penceredeki yansımam. Gene gece gözüküyor ve evin ışıkları parlıyor her tarafta.

Ben o anda anlıyorum ki “ben”liğim doğru söylüyor. Neden kaçmayı planlıyorum diye düşünüyorum bir an. Buraya da bir kaçış düşüncesinin ardından savrulmamış mıydım esen rüzgarla.Buraya gelirken de her şeyi geride bırakıyorum diye söz vermemiş miydim kendime..

Bırakabilmiş miydim peki?..Beynimde son verebilmiş miydim her şeye?.. Hayırsa, o zaman şimdi neden kaçmak istiyorum, her şeyden kaçınca kurtulacak mıyım onlardan.Yada kaçıyorum gibi hissetsem de gerçekten kaçabilecek miydim acaba?

Okurken ne anlatıyor diyorsunuz değil mi bu deli kız.

Ah birde ben anlayabilsem yazmak isteyip de bir türlü yazamadıklarımı .Ah bir de ben anlasam şu anda ne anlatmak istediğimi.

Gece gene saçmalamama sebep oluyor ve ben inadına yazıyorum farkındayım. Durmadan yazıyorum, yazarken yüreğimdekilerden kaçmaya çalışıyorum.Atmak istiyorum hepsini de, yüreğim hafiflesin diyorum.Kendime geleyim, hüzünlerim aksın bir bir kağıda ve ben gitgide gülümsemeye çalışayım zorla da olsa.

Bak hala yazıyorum hala saçmalıyorum.Evet neyse kesiyorum.

(alıntı)

7 Temmuz 2007

bir gün güldürür hayat
bir gün ağlatır
bir gün isyan ettirirken
bir gün hayran bırakır
bir gün alır elinden
bir gün bir oyuncakla susturur
bir öyledir bu hayat
bir böyle
dönek dünya bu işte....

değeri bu mu???? hakkı bu mu??? yazıkkkk!! !! !!

6 Temmuz 2007

sen sevginin anlamısın...


sen dolar içim bazı anlarda.
anlatmak isterim içimdekileri, yüreğimi coşturan duygularımı, her hücreme nasıl desen desen işlediğini, her hücremde nasıl nefes alıp her nefesimle tüm bedenime dağıldığını. kelimeler ararım, cümleler kurarım, içim kıpır kıpır olur, sınava girecek bir çocuğun midesinin altında hissettiği heyecan ve ateşle yanar içim seni göreceğim anlarda. hep heyecan olursun içimde, hep tutkuyla yaşarım aşkını...
yanındayken özlerim seni
çok özlerim hemde
sensizkenden çok bazen
yanında olmanın hazzı korkutur beni
kaybetmekten ürkerim
çocuklar gibi....
tek güzel sözün bağlar beni hayata
tek sevgi dolu bakışın
dokunuşun
can katar canıma.
mutluluğun rengisin içimde sen. her renk var aşkında, en koyusundan en açığına! tüm duyguları yaşatabilenimsin,
beni mutlu edebilenimsin,
sen benim herşeyimsin...
içinde olmadığın tek anım yok hayatımda. bu kadar içimde, bu kadar yüreğimde, bu kadar aklımdasın.. her adımımda sen varsın. her baktığım yerde var olanımsın. kokun hep benimle gelir, sesin kulaklarımdan hiç gitmez, kalbim hiç yanlız değildir.
içimde öyle bir yerdesin ki...
birtek varlığın yaşatır bana bunları
birtek sevgin beni dünyanın en mutlu kadını yapar
seninle zor yok hayatta
seninle imkansız yok
seninle olmaz yok
sen varsan hayat akar içime
sen varsan yaşadığımı hissederim
sen varsan yüzüm güler
sen varsan mutluluğun tarifini yapabilirim
sen varsan ben de varım...
sen sevginin anlamısın....

5 Temmuz 2007

kirpiler


Eski zamanlarin dondurucu bir kisindan butun hayvanlar cok etkilenmis,buyuk kayiplar vermisler. Ama en cok kayip veren kirpilermis. Cunku onlarin pek cok hayvan gibi kalin kurkleri yok, kendilerini sicak tutmasi zor olan dikenleri var.Bu durumdan en az zararla kurtulmak icin kirpiler meclisi toplanmis,cozum aramaya baslamis.Tartisa tartisa,nihayet gece olunca tum kirpilerin bir araya toplanmasina, birbirlerine yakin durarak geceyi gecirmelerine karar verilmis.Boylece kirpiler birbirlerinin vucut sicakligindan yararlanacak, aralarindaki hava tedavulunu onleyerek donmaktan kurtulacaklarmis . ilk geceki deneyimlerinde bunun ise yaradigini gormusler.Ama baska bir problem cikmis ortaya.Usuyen kirpiler birbirlerine fazla yaklastiklarindan yaralanmalar gerceklesmis. Daha sonraki gece yaralanma korkusundan birbirlerinden uzak durmuslar ama bu seferde;donmalar meydana gelmis.Ne var ki, her gece kah uzaklasa kah yakinlasa, deneye yanila birbirlerinin vucut sicakligindan yararlanacak
kadar yakin,ancak birbirlerini incitmeyecek kadar uzak durmayi ogrenmisler.
KISACA ; Bizim de uzun dikenlerimiz var.Bunlar hayata karsi filtrelerimiz. Bazen faydali,bazen de zararli.Cogu zaman,kimseleri yaklastirmiyoruz yanimiza. Filtrelerimizden elemeden kimseleri sokmuyoruz ozel dunyamiza.Ne var ki, sicaklik ancak yakinlasmakla mumkun. Birbirini incitmeyecek kadar uzak,hayatin soguk zamanlarinda usumeyecek kadar da yakin olmayi ogrenmeliyiz. Aynen kirpiler gibi...

--
Ben yanmasam
sen yanmasan
biz yanmasak,
nasil
cikar
karan-
-liklar
aydin-
-liga...

dualarımız geçemedi ecelin önüne


sayılı nefeslerimiz bu dünyada,
her saniye bir nefes daha bitiyor yaşamımızda
ve kaç nefesimiz daha kaldı bilmiyoruz
ve hala kavgalar
ve hala savaşlar
ve hala gözyaşları
ve hala telafisi olmaz üzüntüler sokuyoruz hayatlarımıza...
ve bilmiyoruzki ne kadar kıymetli her an
her nefes
her gün
ve bilmiyoruz ne büyük bir hediyedir yaşam insana...
barış benden sadece bir yaş büyüktü,
ya da hergün ölen hayata veda eden milyonlarca genç çocuk yaşlı var
ne milyonların duaları dur diyor ölüme
ne uğruna verebileceğimiz hayatlar kurtarabilir hiçkimseyi ecel geldiğinde kapıya
bir yıldız kaydı gökyüzünde
umarım gittiği yerde mutlu bir hayat bekliyordur onuda,
insani değerlerimizi yitirmeden yaşamak yaşamın amacı
yüzünü bir kez bile yakından görmediğiniz biri için canınız hala yanıyorsa
hayatı daha güzel hale getirmek için bir ümit kalmıştır eminim
kıymetini bilmeli yaşamın
iyi yaşamalı
yaşatmalı...

gittiğin yerde mutlu yaşa barış......