21 Temmuz 2006

hayat!!!!


HAYAT ;

Bir yaşam öyküsüne katlanılamayacak kadar uzun!

Bir gülümseyişe,bir kıpırdanışa,bir dokunuşa

Vakit ayıramayacak kadar kısa!



HAYAT ;

Her anını sonuna kadar yaşamaya çalışmak için,

Nefes nefese koşturmayı göze alacak kadar dolu,

Bütün yaşadıklarının sadece bir hayal olduklarını

Hissettirecek kadar boş!



HAYAT ;

Gerçekleri sırtlayıp taşıyamayacak kadar ağır.

Bir kuşun kanadına konupta ona biile hissettirmeden

Uçabilecek kadar hafif !



HAYAT ;

Gerçek yaşam öykülerine katlanmaya değecek kadar

"Yaşanmaya değer "



HAYAT;

Onu kısıtlamanın haksızlık olduğunu anlatacak kadar

Öğretici,

Bir daha bulunmayacak,yaşanmayacak kadar "tek "...



HAYAT ;

Kendini oluşturan her büyüyü,

Her cazibeyi,her rengi,

Yürekleri hoplatacak,

Kanlarımızı kaynatacak kadar

Parlak ve güzel !



Gözlerimizi acılarla,hüzünlerle,

Ayrılıklarla,ölümlerle buluşturduğumuzda,

Sadece iki renk !

Gri ve siyah !



HAYAT ;

Gerçek yaşam öykülerine katlanabilecek gücü bulup,

Bulaştırıp, daha da büyüğünü oluşturabilecek kadar

Heybetli ve zor,

Hr şeyden vazgeçip

"yaşamaya veda etmeyi isteyecek "

kadar da güçsüz ve zayıf !



HAYAT ;

Sevmeyi bilecek,bilmiyorsa öğrenecek tadacak,

Sunacak,paylaşacak....ve böyle sevgileri

Çoğaltabilecek kadar anlam'lı...

Nefreti seçip,sıçratmak,sıçrattıkça da o pisliğe bulaşacak kadar anlam'sız...

20 Temmuz 2006

bir bilseniz...

gözyaşlarını saklamanın zorluğunu bilir misiniz? ya da içten içe
kopmaları, yanmaları? kalbe nehir gibi akan gözyaşlarına ne demeli? siz
sizden gidenleri nasıl seyredersiniz? acının damlalarına ıslandınız mı
hiç?

bir bilseniz...

sevdiğiniz insanın sizden, bir daha size geri dönmemecesine
uzaklaşamasını seyretmek ve her adımda sizden biraz daha
uzaklaştığını görmek, her anın bir ölüm olduğunu içinizde hissetmek
nasıl bir duygudur?

bir bilseniz...

sizi sizden alıp götüren, bir yarınız kabul ettiğiniz parçalarınızın
zamanla avuçlarınızın arasından kayıp gittiğini görmek nasıl
dayanılmaz bir haldir? ve nasıl düşersiniz boşluklara, nasıl dönersiniz
bahar ortasında sararmış kurumuş sonbaharlara?

bir bilseniz...

hayatın anlamını yitirdiğini, rengin hızla bulandığını, sesin
sustuğunu? aynalar dönmeyen yüzünüzü nasıl saklarsınız kendinizden?
onunla bulduğunuz gerçekliklerden nasıl da kaçarsınız?

bir bilseniz...

sevginin, zamanın, hayatın, gerçekliğin ihanetini nasıl kaldırır
yüreğiniz? tükenişin resminin, adının, anlamının kendiniz olduğunu ve
kendinizin solduğunu öğrenmeniz dayanılır bir şey midir? tesellinin
küfür olduğunu bilir misiniz?

bir bilseniz...

bir bilseniz gidişlerin içinizde başlattığı savaşları... bilseniz
gidişin yıkımını... bilseniz kalanın harabeliğini... rüzgarın
soluksuzluğunu, sesin susuşunu... bilseniz her adımda uzaklaşmanın
boşluğunu ve bilseniz boşluklara buz gibi uyanan, sarılan ve sonra
damla damla adınızı yanaklara yazanları... bilseniz gidenin bıraktığı
kalanı... bilseydiniz ardınızdaki yıkımı, gider miydiniz? bir bilseniz...

hayat....

Hayat acaba 'ne kadar' üzüldüğüme, taktığıma ve itirazlarıma değersin... Merak ediyorum!! Korkutma dedikçe tüm korkularımı üstüme salan, bırakma ellerimi dedikçe bırakıp kafa üstü çakılmamı sağlayan... Ne kadar varsın ki, ne kadar umrumda olmalısın ya da?
Şimdi sırada ne var diye bakıyorum sana, merak ediyorum.
Koşturup, tüm yetişmeye çabalamamda ya bir kalp ağrısı oldun kaldın içimde ya da saçma, sakin, susan bi cevap oldun bakışlarımda. Konuşmadım, konuşsam bile anlatamadım... Susup bekliyorum ey hayat... Hiçbir şeyin karşılığı değil bu biliyorum, şu an onu da sorgulamıyorum... Umrumda değil şu an sana ne hissettiğim... Anlatmayı, bilmeni istemiyorum.. Bu ne anlamsızlığından içimdekinin, ne de değersizliğinden.
Eğer bugün olsaydın hayat, burda mı olurdum acaba?? Merak ediyorum...

10 Temmuz 2006

tesadüfe bak!

Ben bir adam sevmiştim, sadece bana aşık,
Ben bir adam sevmiştim, sadece beni gören,
Ben bir adam sevmiştim, sadece beni duyan,
Ben bir adam sevmiştim, sadece beni yaşayan,
Ben bir adam sevmiştim, aslında hiç olmayan !

Orhan Veli

8 Temmuz 2006

kurtar beni

hadi kurtar beni kendinden
bitmeden tükenmeden gözlerinde çek çekebilirsen
ansızın ölesim tutar
belki ansızın çekip gidesim ama
önce kurtar beni kendinden

ağlamak yakışmıyor bana
anlasana ya al yanına
ya gel hadi kurtar beni
kendinden
önce saçlarından
çöz sonra ellerinden
ve yavaşça gözlerinden üşütmeden.

bir şiir gibi akıyorsun dudaklarımdan
hadi kurtar yağmurdaki dokunuşunu yanaklarımdan
sıcaklığını kaybetmeden.
incitmeden.

oysa...
müebbetim olmalıydın.
bu kadar geç kalmamalıydım.
bu kadar ağlamamalıydım.

bazı şeyleri tutamazsın!

Rüzgarın yığdığı kum tepecikleri gibi
Bazı şeyleri tutamazsın
Onları bırakmak zorundasın

Bunu öğrenmek önceleri zor olabilir
Kumların parmaklarının arasından
Dökülüşünü farkettiğin ana kadar.

5 Temmuz 2006

bir tek seninle yandı bu yürek böylesine!

bir tek seninle can buldu bu can!

bir tek seninle mutlu oldum dünyalar benim olmuşcasına!

bir tek seninle yıkıldı dünyam, tek altında ben kalmışcasına!



bir tek seni sevdim çünkü böyle delice

böyle vazgeçilmez

böyle tutkulu

bir tek sendin aşkım çünkü ilk tek ve son

yürekten

çaresiz

sonsuz özlemle!



bir tek sen dokundun yüreğime

bir tek sen öğrettin aşkın kokusunu

bir tek sende gördüm yürekten konuşmak ne demek

bir tek sendin içimi okuyan

ruhumu okşayan!



aşk vardı adının her harfinin dudaklarımdan dökülüşünde

yüreğim titrerdi seninle

dünya dururdu

sen dönerdin yanlızca hayatımda

aşk tı adın

sonuna kadar!



yokluğunun adı mutsuzluk

mutsuzluk karşılamaz, umutsuzluk

umutsuzluk eksik kalır nefessizlik

işte yokluğunun adı bu

sensizlik!



sevmek diye bir şey varsa içinde sen varsın diye

aşk adınla aynı anda yaşar içimde

sen varsan doğar güneş

açar yüreğimde çiçekler

anlam dolar hayata

nefes almak zevk verir

gözümü açtığımda sabahlara

sen varsan renklerde var

sen varsan hayat var

sen varsan güler gözlerim

sen varsan solmaz yüzüm

yüzümün gülen yanı desem kıskanır kızarsın

canımın canı desem yeter mi anlatmaya?

en hüzünlü an!

hayatın en hüzünlü anı
mevsimine kapıldığın kişinin
bahçesinde açacak bir çiçek bile olmadığını anladığın andır!

4 Temmuz 2006

şu an

güzel gözlerini görünce,
çirkin hiç birşey kalmadı dünyamda..
ellerimi tuttuğunda,
dünyayı da unuttum!!
ne geçmiş ne gelecek mühim;
şu anı yaşıyorum..
ellerini tutuyorum,
ellerimi tutuyor ya..
hani soğuktu,üşüyordum az önce?
ya bu yaz ortasına nasıl geldim??
hani ağlamaktı,yalnızlktı kaderim?
ya böyle gülmeyi nasıl öğrendim?
bir dokunuş,bir yürek mi bana bunları veren?!
bir uzanış,bir el mi tüm yoklukları silen?!

3 Temmuz 2006

her şey sensin!

Aşk varsa yüreğinde,
Cennet sensin.
Nefret karartıyorsa gözlerini,
Sen cehennemsin.

Bak kalbine...
Sığmıyorsa dünyaya,
Başkaldırıyorsa güneşe,
Yıldızlar kaldırım taşı ise,
Ayaklarının altında,
Cennet sensin.
Ben de yüreğindeyim senin.

Çıkmıyorsa ayakların çamurdan
Dert duymuyorsa yüreğin
Aşktan yoksa haberin
Cehennemi arama ötelerde
Çekirdeği olmuşsun ateşin
Sen cehennemsin.

Sen gülerken yanındakiler de güler,
Ama ağlarken yalnız ağlarsın,
Onun için öyle bir ağaca yaslan ki,
Asla yıkılmasın.
Öyle bir dost edin ki,
Seni asla bırakmasın.
Ö yle bir sev ki yüreğinden kimse ayırmasın,
Ve öyle birini sev ki seni gözleriyle bile aldatmasın...

1 Temmuz 2006

gitme zamanı!

Dostlardan ayrılmak, sevdiklerinden ayrılmak ve her ayrılışın ardından bir şeylere yeniden başlamak... Bırakıpta ayrılırken geride bıraktıkların için ağlamakmış asıl acı... Hele bir de giden sizseniz taşınması zor bir yüktür ayrılık...
Hani bazen yüreğiniz sıkılır ve tutunacak bir dal, sığınacak bir liman ararsınız ya... Sonunda bunları ararsınız ve bulursunuz... Sonra tutunduğunuz daldan, sığındığınız limandan acımasızca ayırırlar, koparıverirler sizi birden... Tüm gücünüzle gayret gösterirsiniz, çırpınırsınız ama olmaz, gitmeye mecbursunuzdur... Yada mecbur bırakılmışsınızdır artık... Sonun da ayrılık vakti gelip çatmıştır birden, ayrılırsınız ve kendinizi koca bir şehirde bulursunuz... Kalabalık insanlar içerisinde tekbaşına ve yalnız hissedersiniz kendinizi.. Zaman dersiniz, ne kadar da çabuk geçiyor... Akıp gidiyor ama tutamıyoruz.. Bazen zamanı anlarız, bazen anlayamayız.. Anlasak da tarifini yapmakta zorlanırız... Bazen öyle mutlu anlar olur ki zamanın durmasını isteriz ama olmaz işte, durmaz, akıp gider ve şimdiki gibi ayrılık zamanı gelip çatar..
Bir gün evinizin pençeresinden dışarı bakarsınız ve geride bıraktıklarınızı düşünürek yüreğinizi hüzün kaplar... Sonra birden bire yağmur yağmaya başlar... Yeryüzüne düşen her damlada bir parça düşer yüreğinizden.. Sonra keşke ile başlayan cümleler birbiri ardına sıralanmaya başlar.. Keşke orda kalsaydım, keşke ayrılık olmasaydı.. Fakat her şey, tüm sözler boşunadır... Bir gece gökyüzünde bir yıldız kayar ve siz ağlamaya başlarsınız... Yüreğinizin bir parçası yoktur artık, geride kalmıştır... Hıçkırıklar boğazınızda düğümlenir... Sadece şu cümleyi söylersiniz zorlanarak.. Keşke orada kalsaydım ve keşke ayrılık zamanı hiç olmasaydı..
Belkide böyle bir ortamda ben bir anı olarak kalacağım…Yaşanmışlıklar, olumlu veya olumsuz yapılan eleştiriler, hatıralar, giderek bölük pörçük hatırlanan bir ömrün küçük parçacıkları… Her geçen gün, bir parçayı daha yok edecek beynimin kıvrımlarından…O’da gittiğinde silinecek her şey.. Sonsuzluğun içinde, iyisiyle, kötüsüyle yaşanan hayat denen bir an…
Şimdi ise benim gitme zamanım… Kimi zaman bir kenara çekilmek ister insan...İzlemek, dinlenmek belki de arada bir soluk almak üzere…
Gitme zamanı işte, yenilenme, keşfetme, arınma, yok olma ve yeniden doğma zamanı…Yaşama zamanı her zaman daima ama, asla güneşten vazgeçmeme zamanı..
Yaşanan dondurucu kış mevsiminin ardından yaz gelecek, gündüzleri yüreğini ısıtan güneşin, hatta kimi zaman yakan güneşin çaresine bakacaksın, çaresiz kalsığında su seni kurtaracak ama, kavurucu güneşten asla vazgeçmeyeceksin... Ona hep muhtaç olduğunu bileceksin.. Sevgi gibi, dostluk gibi yüreğini ısıtan, kimi zaman altında çok kaldığında başına geçen, ama asla vazgeçemediğin bir güneş misali...
Bende sevdiklerimi ve dostlarımı ansızın bırakıp, hoşça kalın demeden, elvada demeden, helallik dilemeden gidemedim... Böyle bir gitmeyi kendime yakıştıramadığım için.. Artık zaman, gitme zamanı, ayrılık zamanı diyorum.. Hoşça kal, sevgiyle kal, sağlıcakla kal..