31 Ocak 2007

"GÖNÜL DENİZDİR, DİL KIYI;
DENİZ DALGALANINCA İÇİNDEKİLERİ SAHİLE ATAR"

30 Ocak 2007

gerçek

öyle yanlızızki şu koca dünyada
kalabalık arasındaki bir karınca gibi
tek başına geldiğin bu dünyada
aslında etrafında milyonlarca insan olsada yanlız yaşıyorsun
tıpkı yanlız öleceğin gibi....

29 Ocak 2007

git me

Sen bu dağların sevda türküsüsün bahar gözlüm, denizlerin mavisi, bulutların beyazısın. Çatlamış toprağın bağrına düşen bir damla su sun. Ne zaman bahar gelse, yağmur yağmur çiçek açar gökyüzünde sesin.

Ben sonbaharın yorgun yanık türküsüyüm oysa, sarıya çalar rengim, rüzgarlar estikçe savurur gider yapraklarımı uzak diyarlara.
Sonbaharda kar yağar üzerime, üşür ömrüm. Yalnızlık kocaman bir dağ olup büyür gözlerimde. Gitme sevdamsın! Gidersen rotası belli olmayan gemiler alıp götürür umutlarımı ulaşamıyacağım yerlere...

Sen gülüşünde baharın ilk sevincini, gözlerinde göğün uçuk mavisini taşıyorsun!.. Baharın kokusudur yeryüzüne dağılan temiz nefesin. Yaşamak bir su gibi berrak yüzünün aydınlığında, bir köy türküsü gibi içli ve hilesiz dağçiçeğim...

Gidersen, yaşamın acılı haritasında yaralı bir kalbin, adını bilmediğim çiçekleri kanar içimde her gece... Ay suskunlaşır, yıldızlar suskunlaşır, acılar suskunlaşır, yitirir sesini yaşayanlar da ölüler gibi... Suskunluğun trendinde kan kusar yürekler sensiz. Rüzgar da esmez artık buralarda, çiçekler de açmaz, herkes boynu bükük kalır bu şehirde, çekip gider mutluluklar... Gitme ne olur.

Bak hüznün zifiri saçları akıyor geceye, gecenin karanlığına karışıyor hüznüm... Lanetlenmiş yalnızlıklara ah ediyor kalbim. Her gün biraz daha büyüyor içimdeki kırgınlık... Gitme... Acılar içinde olsam da yaşamı çılgınca sevdim ben. Çılgınca sevdim bu dağları, bozkırları, güneşi. En çok seni sevdim, en çok seni sevdim... Gitme ne olur.

Gitme, bir güvercin sıçaklığı gibi kal yüreğimde. Ben ki sevdamı dağlı bir çiçek gibi göğsümüm üstünde taşıdım hep, Ne zaman gözlerine baksam beyaz beyaz güvercinler kanat çırpar mavilere; Güller açar ne zaman ellerimi uzatsam sana, serin serin eser yeller.

Bu sevdayı alıp gitme benden, alıp gitme mutluluğumu; içimdeki baharı öldürüp gitme, kimsiz, kimsesiz boynu bükük bırakma. Körpe bir dal gibi koparma sevinçlerimi yüreğimden ne olur... Gitme sevdamsın, ateşimsin, hasretimsin& Gitme ekmeğimsin sen, suyum, havamsın& Gitme, ben sana kalbimi verdim& Kalbimi de alıp gitme&

Gitme, figan düşer denizlere sular çekilir
yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime
bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır
boynunu büker sabah kervanları kelebekler ölür

gitme
bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk
şaşırır yönünü rüzgarlar
bütün pınarların suyu çekilir
solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm

gitme
öksüz kalır içimdeki imge dağları
saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı
bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez
çiçekler açmaz bahçemde

gitme
içimdeki bütün vagonlar devrilir
bir kar yağar istasyonlara, üşürüm

gitme
bütün ormanlar ateşe verilir
kuşlarda gider bu kent de, ölürüm

gitme kal
menevşeler açsın dağlarda
sevince dönüşsün gökyüzü
iki çığlık arasında bırakma beni
yokluğuna alışamam yokluğun ölüm

27 Ocak 2007

zor hayatlar....


bitişler
yıkılışlar
gözyaşı dolu sonlar!
geriye kalan koca bir kentten ne çatısı ne penceresi kalmış viraneler...
ne zorluklarla
ne hayallerle
ne emeklerle kurulan hayatlar
tek bir cümleyle biter
geriye ne emek kalır
ne sevgi...
böyle kolaymı bitmek
böyle kolaymı yitmek
böyle kolay mı sevmek
böyle kolay mı çekip gitmek!
hayat mı zor olan!
insanlar mı?
yoksa biz mi?
yoksa siz mi?

ayna

Yaşamımızda davranışlarımıza en etkili olan duyguyu uzun süredir arıyordum.
Ölüm korkusu, başarısızlık korkusu, yalnızlık korkusu, kaybetme korkusu…
Dikkatimi çeken şey ; bütün bu duyguların alt tabanında KORKU denen
enerjinin var olduğuydu. Yaşamımızda olumlu ya da olumsuz bütün
davranışlarımızın kökeni bu tanımdan filizleniyordu. Bir düşünce
fırtınasının sonunda bir sonuç bulmuş ve limana sığınmıştım.

Ama hayır ; sorunlarım çözülmemişti. Çözülmesi bir yana, elimde bir sonuçla;
ama bulunan sonucun sorunları çözemeyeceği doğrusu ile karşı karşıya
kalmıştım.

Tanrıyı arıyoruz, kökenimizi ve nereye gideceğimizi anlamaya çalışıyoruz,
Maya Takviminden kıyametin ne zaman kopacağını, kıyametle neler
olabileceğini bulmaya çalışıyoruz. Yürüdüğümüz yolu unutup yürüdüğümüz yolun
nereye vardığını bulmaya çalışıyoruz. Sonuca kilitlendik neredeyse… Ama yine
de elimiz boş, umutsuzluk ile mutsuzluk arasında gidip geliyoruz.

Önemli bir soruyu sormamız gerekiyor belki de : yürüdüğümüz yol mu önemli,
yoksa yolun gittiği yer mi? Benim inancım; yürüdüğümüz yolun, sonuçtan çok
daha önemli ve kayda değer olduğudur.

Öğrenmeye çalışıyoruz; en çok birbirimize bakıp, birbirimizle kıyas yapıp
bir takım sonuçlara varmaya çalışıyoruz. Çoğu kez birbirimize ayna
olduğumuzun bilincinde olmayıp birbirimizden bir şeyler öğrenmeye
çalışıyoruz.

Mistik anlayışta aslında en çok hoşuma giden tanımlamalardan biridir AYNA
OLMAK. Aynı şekilde; en çok yanlış uygulanan yöntem de budur. Sadece sonuca
endekslenen, içinde olduğu anın bütünündeki duygu ve düşünce algısının
dışına çıkıp sadece varılacak limana odaklanıyoruz.İş te bu yüzden;
öğrenemiyoruz, elde ettiklerimizle tatmin olamıyor ve hep eksik
hissedişlerde kalıyoruz.

Çevremize bakalım; bize ayna olacağını düşündüğümüz kişide ne aradığımızı
düşünelim. Tanrının ne olduğunu ondan gelecek bir sinyalle anlamaya mı
çalışıyoruz ? Şu anda içinde olduğumuz 3. boyutun üstündeki 5. boyut ya da
7. boyuttun nasıl bir yer olduğunu mu bulmaya çalışıyoruz ? İnsanların
birbirine ayna olması bizce bu mu ? Ben diyorum ki : Başka insanların bizde
aradığını biz onlarda aramış oluyoruz. Onların bulamadıkları bizim
bulamadığımız, bizim anlamadığımız onların anlamadığı oluyor. El yordamı ile
bir takım nesnelere dokunup kimin tahmini daha tutarlı onu kestirmeye
çalışıyoruz.

Biri bir şey söylüyor ; bunu nerden öğrendin diyoruz. Söylediği şeyin akla
ve mantığa ve hissedişlere ne kadar yakın olup olmadığından çok, bizim
inanabileceğimiz bir kaynaktan gelip gelmediğini anlamaya çalışıyoruz. Hiç
bir şey öğrenemiyoruz, birbirimize ayna olmayı bir yana bırakın, elele daha
çok uzaklaşıyoruz AYNA OLMA enerjisinden.

İnanin; varacağımız yer çok önemli değil. Biz zaten o yolda ilerliyoruz.
Nereye varacağımızı anlamaya çalışmak varilacak yeri bulma açısından değil
ama oraya varmanın araçlarından biri olarak önemli sadece. O zaman kendimize
ve çevremizdekilere odaklanalım. Ne bildiğinden çok, ne yaşadığından,ne
hissettiğinden, nasıl davrandığından bir şeyler almaya çalışalım. AYNA
geleceği değil bugünü bize yansıtandır. Peki dostlar; biz aynadan bugünü mü
öğrenmeye çalışıyoruz yarını mı, işte bunu düşünelim biraz.

Bizimle aynı şekilde davranan, bizim gibi düşünenleri arayıp o kişide
bulduklarımızla kendimizi ve yaptıklarımızı onaylamaya çalışıyoruz. Ayna
olmak bu değil ki… Yargılamaya başladığımız o ilk an karşımızdaki aynayı
paramparça yaptığımız andır.

Karşımızdakini ne kadar bildiği ile değerlendirmeye ve ne kadar çok bilgiye
sahip olduğu ile bize ne kadar ayna görevi yapacağını bulmaya çalışıyoruz.
Bilgi, ayna görevi için yeterli mi sizce?

Karşımızdaki aynayı kendimizi görmek için parlatmaya mı çalışıyoruz, yoksa
kendimizi görmeye korktuğumuz için onu bin parçaya mı bölüyoruz? İşte
cevaplamamız gereken ana soru bu…

Ve son bir şey: Biz kendimize bile dürüst değilken baskaşına nasıl sağlıklı
bir ayna görevi yapabiliriz? Aynı şekilde; karşımızdaki aynalardan kaçı
kendine dürüst davranıp bize sağlıklı bir fotoğraf sunuyor?.... .
____________ _________ _________ _________ _________ _________ ________

26 Ocak 2007

huzur çekti gene canım..........

huzur çekti gene canım!
şu derimya hep midemle karnımın ortasında biyerlerim ağrır bazen
korkularım yaşatır bunu bana
kaybettiklerim ya da
kaybetmek istemediklerim,
beklentilerim belki bazen
yaşamak isteyipte bir türlü yaşayamadıklarım...
bazende anlaşılamamam
anlayamamam
anlatamamam...

huzur çekti gene canım! çok doluyor bazen insan. çok birikiyor içindeki sıkıntılar. bir volkan oluyor patlayama hazır, sonra bir anda saçıyor alevlerini etrafa. hem kendini yakıyor hemde en yakınlarındakileri. ya bi gün yakacak bir ben kalmazsa?...........?

huzur çekti gene canım! yumdum gözlerimi ve çizdim. boyadım. ses verdim.
şimdi kapat gözlerini sende
çizdiğim boyadığım ses verdiğim yere gel benimle
gördüğün ilk renk mavi
gökyüzüyle başla huzura
masmavi bir gök var karşında
ve onunla birleşmiş yüreğim gibi biraz hırçın dalgalı turkuaz deniz
sonra yeşili görmelisin
denizle birleşmiş dağlarımın yamaçlarında
işte o yamaçlara götüreceğim seni
etrafı minnacık ahşap çitlerle çevrili yeşil bahçeli evimin gördün mü?
kar var güneşin eritmediği güzel ağaçlarımın üzerlenide hala
ahşap ve taşla yapılmış evim, sıcacık şömineler aydınlatıyor ve ısıtıyor beni
Lorenha Mc Kennitt çalıyor huzuruma ortak
camın kenarında oturuyorum
ve bakıyorum huzura
huzur çekti gene canım!
açtım gözlerimi
bitti huzur..

?

karmaşa arasında düzen mi aradığım?

hayırlar içinde evetler mi bulmak istediğim ama bulamadığım?

olanaksızlıklar içinde mi kaybettim kendimi?

sahip olamadıklarım mı bunca savaş verdiğim?

acaba sahip olabilecekmiyim bunca emek karşılığında???

23 Ocak 2007

can

Yüreğime seni sordum yokluğunda,
O'nun adı aşktı dedi.

Yıldızlara seni sordum, karanlığımda,
O, geceni aydınlatan aydı dedi.

Güneşe seni sordum, soğuk esen rüzgarda,
O, içini ısıtan Can'dı dedi.

Denizlere seni sordum, dalgalandığında,
O, durgun suların yakamozuydu, umutsuzluğunda,

Akşamın kızıllığına sordum, mutsuz,
O, gönlüne doğan seher vaktiydi dedi.

Resimlerine sordum seni, göster dedim sevgini,
O sevgi senin yüreğinde, ben zaten yoktum dedi.

Şimdi yüreğin ellerimde bir Can taşıyor,
Alma emanet sevgini, bu Can sensiz yaşayamıyor.

13 Ocak 2007

şşşşşşşşşşşşşşşşşşşşş


susuyorum hayata
sen dahil beni anlamayan dünyaya
haklı olduğum haksızlıklara
kalbimin kırıldığı duygularına
sözlerine
fikirlerine
susuyorum...

11 Ocak 2007

adı konmamış bir aşk masalı

Yeni bir başlangıç yapamayacak kadardı kırgınlıklarım,
Düşlerim hep uzaktan bakıp güldü,
Ya hayata tutunduklarım,
Elimde var hüzün,
Saksımda,
Zehirli sarmaşıklarım,

Öylesine zordu seni yaşamak,
Öylesine ağırdı seni sevmek,
Her şeye rağmendi,
Sende var olmak,
Her gözyaşımda,
Bittiğim anlardaydı sana başlangıçlarım,

Benim bittiğim yerde,
Sen başlıyordun içimde,
Mutlu,
Umutlu gülümseyen gözlerinle,
Sen doğuyordun seher vakti kızıllığında,
Karanlık gecelerin sabahına,

Sesimi duyuramadım,
Dokunamadığım,
Doyasıya bakamadığım.
Soluğumdun,
Soluyamadığım,
Ağladığımda omzuna yaslanamadığım.

Her nefes alışımda,
Seni her damarlarıma dolduruşumda,
Benim sonum oldun,
Seninse yeni başlangıçların,
Bir duvar gibi karşımda sözlerin,
Altında kaldığım,

Sesim çıkmaz bilirsin,
Sözlerim, içime akan kanlı gözyaşında,
Öyle derindeki yaralarım
Ulaşamadığın uzaklıkta.
Benim gerçeklerim, senin düşlerin,
Rüzgâr misali esiyor başucumuzda.

İmkânsızdı, imkânsızlıkta kaybolduk,
Adı konmamış bir aşk masalında.




__._,_.___

İki sıfır sıfır yedi duası & 2007

Sağlığı iyi olsun . Kalibi ritmini çalsın.Yanakları kiraz pembesi,dudakları bal olsun.Teni sıcak kalsın,enerjisis dışına taşsın.Ciğerlerinden nefes,midesinden gurultu,bacakları ndan güç eksik olmasın.Kanı bol olsun ,damarlarında dönüp dönüp dolaşsın.

Sevdikleriyle bir arada olsun.Kolu kollarına değsin,gözü gözlerinin içine baksın.Lafları birbirleriyle başlasın.Nesi varsa bölüşecek biri olsun; nesi yoksa bulup getirecek biri olsun.bu birileri az ama öz olsun.Bazıları dünyada tek olsun.Sevgisinin tamamını harcasın.Harcası nki ona büyük bir miras kalsın

Yapmaktan bıkıp usanmayacağı bir işi olsun.Başarının gerçek adının bu olduğunu unutmasın.İbadet eder gibi,Bu keşfibi her gün yeniden kutlar gibi onu yapıp dursun.Yaptıkç a daha iyi yaptığını görsün.Daha iyi yaptıkça bunu başkaları görsün.O başkalarının bunu gördüğünü dış gözüyle görsün,iç gözüyle işine baksın

Sevmekten bıkıp usanmayacağı biri olsun.Onun yeri ayrı olsun.Onu soysun,başucuna koysun ama yalan uydurmasın.O herşeyine her haline tek tanık osun.Bir hareketiyle güldüren,bir hareketiyle ağlatan olsun.Duyguları n hepsi onda olsun.Kalbi buna teslim olsun.Bütün şarkılar onu anlatsın.AŞık olsun,sırılsıklam olsun,kurumasın

Neşesi bol olsun.kendini mutlu hissetsin durduk yere neşelenmek nedir bilsin.içinde birşey durup durup zıplasın.Duydukları gördükleri onu gıdıklasın,kahkaha attırsın.Gürültü çıkarsın.Saçma şeyler söylesin.Çocuklukta en şımardığı ana sık sık gidip gelsin.Nereye gidip geldiğini bilmesin.

Değiştirmek istedikleri değişsin.içte ve dışta iyi günde ve kötü günde tadilat yapsın.eskileri atsın ruhunu havalandırsın. Kapıda hep kamyonu dursun.Dilediğ i yere taşınsın.Kendinden taşınmak isterse içindeki güç dışındaki sevgi ona yardımcı olsun.Bileği, bütün alışkanlıklarıyla bağımlılıklarıyla güreşsin.

Bİr şey ona sürpriz olsun.Günlerinden bir günü bir pakete sarılı olsun.Açılınca içinden hiç beklemediği güzel bir haber çıksın.Bu günü 365 ten herhangi biri olsun.Öylesine bir pazartesi arkaya kavuşturduğu ellerinde unutulmaz bir salı saklasın.Öyle tahmini mümkün olmayan bir şey olsun ki bu hayatın zekasını anlatsın.

Bir hayali gerçek olsun.Bir hayale gözünü yumsun.peşinden koşup,onu sobelesin.hayalini kendinden saklamasın.Bir çizgi filmde olduğunu herşeyin mümkün olduğunu unutmasın.

Bu duayı okusun,kendi sesiyle duysun.Duası gerçek olsun

Her kelimesine şükretsin.Tek satırına nazar değmesin.AMİN

demişler

taktımya bugünlerde mutlu olmaya ya da olmamaya, bi yazı okudum bugün netten mutlu olmanın yollarıda varmış meğer :) eminim faydası olur, yapabilenler için tabi...


Mutlu olmak ister misiniz?

Sikintilari, uzuntuleri bir kenara atmak oldukca zor gozukse de insan
istedikten sonra hepsinden kurtulabilir. Artik mutlu olmak benim de hakkim
diyorsaniz bu onerileri dikkate almalisiniz:

Insan zihninin dinc kalabilmesi icin gelecege donuk hicbir endiseli fikir
tasimamasi gerekir. Insanin yasanmis bitmis olan gecmisteki kotu ani ve aci
hatiralari, guncel olaylardan hareketle bugune asla tasimamasi gerekir.

Stresli ve gergin bir hayat beyinde geri donusumsuz hucre gocune yol
acmaktadir. Psikiyatri Uzmani Prof. Dr. Arif Verimli bu konuda onemli
uyarilarda bulunuyor.

Asla bir elestiri, oneri ya da teklif karsisinda yetersizlik duygusuna
kapilmayin.

Asla kusursuz bir insan olmaya calismayi
Baskalarina hos gorunmek icin sirinlik ve fedakarlik yapmayin, yapmak
zorunda oldugunuzu dusunmeyin.

24 saati 3'e bolun. 8 saat uyuyun, 8 saat calsin ve kalan 8 saatte
iutfen sizi mutlu edecek bir seyi yapin. Hobiler edinin, spor yapin,
sanatsal faaliyetleri izleyin, sergileri gezin.

Size yapilan elestirileri reddedilmislik olarak algilamayin.

Mukemmeli degil elinizden geleni yapin.

Kimse icin onyargi tasimayin ve herkese karsi icinizden geldigi gibi
davranin.

Baskalarinca begenilmek ve takdir edilmek beklentisi tasimayin, hic
kimsenin sevgisine muhtac olmayacak kadar kendinizi sevin.

Sizin dogrularinizin baskalarinin dogrulari olmayabilecegini bilin.

Cevrenizdeki insanlarin hareket ve davranislarini denetlemeyin, hic
kimsenin beyninden gecenleri okumaya ve yorumlamaya kalkismayin, kimsenin
de dillendirmediginiz muddetce sizin beyninizi okumasini beklemeyin.

Cok okuyun. Okumayi ertelemeyin, okumaya yasiniz ilerlese bile devam
edin. Cunku okumak zihinsel faaliyetleri calistirir.
Cok gergin ve kaygili oldugunuz zaman su nefes egzersizini yapin; iyi bir
nefes almak iyi bir nefes vermekle baslar. Agir derin ve sessiz olun. Nefes
egzersizine baslamadan once, sag elinizi gobeginizin hemen altina koyun,
sol elinizi gogsunuzun uzerine koyun ve gozlerinizi kapatin. Nefes almadan
once cigerinizi iyice bosaltin. Yeni bir nefes almak icin birkac saniye
bekleyin. Ard arda iki derin nefes aldiktan sonra kesinlikle 4-5 kez de
normal nefes alin. Tum bu islemleri gunde 40 kez yapin ve bunu aliskanlik
haline getirin.Akraba, aile ve kok baglarinizi koparmayin. En azindan ozel gunlerde
onlarla olun.


__._,_.___

cehennem gibi


tarih 10/01/2007
yılın ilk ayları, yeni hayallerdiya hani, yeni umutlar, yeni yıl....
kimileri için.....
saat 03:00
kızılca kıyamet kopuyor
ağıt sesleri
haykırışlar
çocuk ağlamaları
gece yatağımdan ne olduğunu anlayamadan kalkıyorum ve sesin geldiği yere bakıyorum evimin camından.
can yanıyor...
koca bir ev alev almış
cayır cayır yanıyor
etrafındaki insanların yürekleri gibi..
hayatlar sönüyor
umutlar tükeniyor
sabahına kül olmuş bir virane geriye kalan
işte hayat
bu kadar
zor
bu kadar
kolay
bu kadar
kısa.....

beklentiler.... ve hayat


sinir harbinin baş komutasını yürütüyorum bu günlerde!
iç savaşlarla yara alan ruhum, son sabır damlacıklarını arıyor kan revan viranelerinde.
güneşin görünmediği günler bunlar! huzuru içimde bulamadığım, dışarda ise sadece karanlıkla karşılaştığım! beyaza hasret gözlerim. sanki dokunsam yıkılacak tüm hayallerim, sanki rüzgarımla yok olacak dokunmak istediklerim...
duygunun ötesi bu harp
özlemlerini ve sevdiklerini bir kenara ala bora eden kasırga kuvvetinde bir savaş bu! tutunmaya çalıştıkça kayar ellerin, bırakmak istedikçede korkudan küçülür yüreğin!
böylesi zamanlarda tek bir iyi söz arar sevdiğinden, yakınlarından insan. ufacık bir gülümseme arar dudaklarda, bi ışık belki gözlerde, belki bir omuz arar iki damla gözyaşı için, bir el arar elinin üzerinde yanındayım diyen. ve bulamaz işte o zor anlarında ufacık bir umut! sen iyiyken iyidir sana insanlar, kötüysen de görmezler, bilmezler, işitmezler, hissetmezler aslında umursamazlar belkide.
beklediğin ufacık bir gülümseme yerini yüksek, tok bir sese bırakır
belki bir azara
belki bir tartışmaya...
beklemek suçtur hayatta!
beklemek günahtır hayatta!

10 Ocak 2007

mutluluk?

neydi senin mutluluğun?
mutlu musun?
ne isterdin mutlu olmak için?
neydi bizi mutlu eden?
dünyayı ayaklarıma serseler
mutlu olur muyum acaba?
tüm hayat boyu hayat verseler?
budur mutluluk dermiyim acaba?
eşsiz ve tek olsam
yeter miydi mutlu olmama?
dünyanın en bilgilisi olsam
olur muydum mutlu acaba?
ne para istediğim
ne dünya batana kadar yaşamak!
ne güzellik istediğim
ne aklımın almayacağı kadar bilgi!
ne Ali, Veli, istediğim
ne kimsenin sahip olamadığı aşk!
nasıl ve neyle bilmesemde
sağlık dilediğim!
huzur istediğim!

ayrıntı

hayatın içinde çıkartıp atabilseydim hüzünlerimi! hiç yaşanmamış gibi unutsaydım kızdıklarımı, üzdüklerimi, üzüldüklerimi! sil baştan yaşasaydım yine aynı mı olurdu acaba?
tercihlerim miydi yaşadıklarım,
yoksa yaşadıklarım mıydı tercihlerimi yaratan!
nedensiz üzüntülerimi kaldırıp koysaydım tozlu raflara! nedenli üzüntülerimi ise silebilseydim belleğimden! birdaha çıkmasaydı karşıma, tekrar yaşamasaydım hiç birdaha, huzur dolu olsaydı yaşamın her saniyesi, dünyanın en güzel çiçeğine bakar gibi....
umutlarım umutsuzluğa düştüklerimle körelmeseydi! hayallerim, yıkılanlarla birlikte toz duman olmasaydı! can kırıklarım batmasaydı ayaklarıma ve her seferinde bir öncekini aratan acıyla acımasaydı canım... şu midem mi karnım mı bilemediğim acım olmasaydı hiçbir zaman içimde! sınava girecek öğrencinin karnının yandığı gibi yanmasaydı içimde biyerlerim, sonra beyaz olsaydı hayat hep, mavi olsaydı, yeşil biraz, pembeli hatta! siyah olmasaydı bu şehirde hiç! ya da ben siyahların olmadığı bir şehre gidebilseydim!
gidebilseydim kafam estiğinde....
arkama bakmasaydım, arkamdakilerin kimi zaman bana bakmadıkları gibi!
ben de kendim için yaşayabilseydim kimi zaman
başkalarının salt kendileri için yaşayabildikleri gibi...
cümlelerim hep kendim için olabilseydi,
ilk hareketimden önce bişeyleri ve birilerini düşünmek zorunda olmasaydım,
ilk heyecanım
ilk mutluluğum
ilk hüznüm
ilk sevincim kendimin olsaydı,
bana özel kalsaydı ya,
başkalarının kendilerine bıraktıkları özelleri gibi...
hep önce ben diyebilseydim
önceliklerimi ben belirleyebilseydim
önceliklerimi ben yaşayabilseydim
ben diyebilseydim sen den önce
ben diyebilseydim can dan önce....
hayatın ayrıntıları bizleri böylesine çıkmaza sokan! incelikleri, ara renkleri, kırıntıları kuyuda köşede kalmış, bir kenara süpürülmeye çalışılmış, üstleri kapatılmış, çok gelmiş, zor gelmiş! ayrıntılarda saklı olan geniş zamanlar aslında duyguları bütün yapan! onları tamamlayan! anlam katan! ama bir okadar zor olan ve anlaşılamayan! böyleliklede tek tarafın yükü olup umutları tüketen, yoran, acıtan! bunca zorsa neden var? eğer varsa neden bazen yok? yok mu? yoksa neden olduğunu düşünüyorum? bilen varmı sorularımın cevaplarını?
hayatın ayrıntılarında bir tekne
belki beklentileri çok
belki hayalleri
bazen ışık ışık aydınlıktır yolu
bazen fırtınalarda savrulur!
kim bilebilirki yarın ne olacağını????????????????

yine yeni yıl


yine yeni bir yıl
yine bilinmezliğe doğru yeni bir yol
yine karmaşa, kargaşa, telaş, sevinç, hüzün, aşk, nefret, gözyaşı, neşe...
belki ölüm
belki yaşam
yine yeni bir yıl
yeni bir umut
yeni hayaller
yeni hayalkırıklıkları
yine yeni bir yıl

dilerim huzur getirir
dilerim sağlıkla geçer
tüm yaşam için....