26 Şubat 2007

Mümin Sekman'ın kitabından güzel bir paragraf....

"geçmişteki başarısız sonuçlara takılıp kalmayın. eğer bizi yaratan sürekli geçmişimize bakarak yaşamamızı isteseydi, gözlerimiz ensemizde olurdu! geçmişteki başarısızlıklarımızı sürekli gözümüzün önünde tutmak isteseydi, şakaklarımıza dikiz aynası koyardı! geçmişteki başarısızlıkları ne unutun ne de büyütün. geçmişin kötü izlerinin geleceğinizi şekillendirmesine izin vermeyin!"

Murathan Mungandan

Kurşun sesi kadar hızlı geçer yaşamak;
Öyle zordur ki, kurşunu havada, sevgiyi de yürekte tutmak! Bazen
duygularımız bizden erken yaşlanır ve bizden hayatın geri kalanını alır.
Hayatın, kendini anlayanları cezalandırmasıdır bu. Durup, durup ardına bakan
kadınlar vardır. Geçmişi düşünmekten şimdiyi yaşayamazlar. Herseyi
didikleyip duran, mazisinin gölgesinden, anılarının yükünden bir türlü
kurtulamayan, gözleri ufuk yorgunu kadınlar. Güçlü, köklu bir biçimde yeni
arkadaş edinecek yasları geride bıraktıysan eğer,hasar görmuş eski
arkadaşlıklar onaracak çağı da geride bırakmış oluyorsun. Zaman
ilerledikçe birçok şey, daha zor olmaya başlar. Beklentisi yüksek olan
kadınların yalnızlığı daha koyu oluyor. Büyük lafların gölgesinde geçen
hayatlar, bir daha iflah olmuyor,geçip gittiğiyle kaliyor. Zaman, aşk......
hersey! Ayriliklari ayrintilar acitir. Kadinlari mahveden erkekler degil,
ayrıntılardır. Erkekler, erkekliklerinin tadını alabildiğine cıkartırken,
kadınlar bu konuda da umutsuzdurlar. Çünku kadınlık bekler.
Ummak ve beklemek kadınlığa verilmiş iki cezadır.
Murathan MUNGAN

23 Şubat 2007

...

"Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
Bebek ağladığı kadar bebektir.
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin,
bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin."

sadece



  • insan bazen sadece susmak istiyor,
  • hiçbir insan sesi duymadan
  • hiçbirşey hissetmeden
  • acımadan
  • ağlamadan
  • gülmeden
  • susmak sadece
  • ve duymak hayatın sesini
  • huzurun sesini
  • insan bazen huzur istiyor
  • sadece huzur....

21 Şubat 2007

Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi?

Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi?Hiç vaktiniz yok, "Fast live", "Fast food", "Fast music", "Fast love"... Dikte ettirilen "yükselen değerler", "in" ler, "out" lar... Buna benzer bir odada, şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir pencere ardında bitecek hepsi.
Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar, Size sesleniyorum!Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini? Copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını?İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaşlarınıza? Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız?Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir? Ya da geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman?Doğayı bilgisayarlarına döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını?Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız arasında?Koklamak, duymak, dokunmak, yok mu yaşam skalanızda?Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmanıza megabaytlarınız mı yetmiyor?
Müşfik KENTER

?

bu kadar zor muydu hayatın inceliklerini koruyabilmek...
beklentisiz yaşamayı öğrenebilir mi insan?
yoksa kendini zamanla durdurmayı, ket vurmayı mı öğrenir duygularına
ya da öğrenmez aslında da öyle davranmak zorunda mı kalır bazen!
doğrular mı yok olur?
yok mudur zaten olduğunu düşündüğü herşey?
boşluklarla dolu hayat bazen..
yerine birşey koyamadığı,
dolduramadığı
ne koyacağını bilemediği boşluklar...

20 Şubat 2007

deli kızın türküsü




hepimiz kontağız....... :)))))))))))))))))))


var biraz işte


belki bazen birazdan çok


bazende fazlasıyla düz


hepimiz biraz kontağız...


hepimiz biraz deli


hepimiz biraz kaçık :)




dün sinirden dünyayı verseler elime yıkardım


bu sabah hepimiz kontağız diye göbek attıyorum


deniz zamanım gelmiş yine bu aralar


uç noktalarda yaşıyorum...


yaz...


gel artık.....


kabahat senin


aşk yalnız ve yalnız güzel sözlerden ibaret olsaydı, yaşadığımız evcilik oyunundan öte olmazdı...

sevgili,
duydum sitemdesin, isyanlardasın yine...
eğer haberimi alamıyorsan,
bil ki dardadır başım... gelemem!!!

deniz,
eğer ıraksam dalgalarından, yosun kokmuyorsam özlemle,
ve güneş değmiyorsa tenime,
bil ki yüreğimde çöl fırtınaları vardır; yakar!!!

umut,
eğer kuramıyorsam seni, koyamıyorsam düşüme,
yalnız ve yalnız korkudansa yarınlar,
bil ki beynimde umut edenler ölmüştür, düşünemem!!!

düş,
eğer düşüyorsam, düşürüyorsam, kırılıyorsam,
ve çıkarılamıyorsam komadan,
bil ki yetemem sevmeye, hissettiremem! !!

bak,
eğer sen bilmiyorsan halimi,
ve göremiyorsan,
ve bekliyorsan hala,
ve istiyorsan inatla...
yokum ki ben, kendimden kimseye veremem...

ve
ve anlamıyorsan. ..
anladım sevmem kabahat seni....

19 Şubat 2007

kim bilir???


suskunum..
yorgun gözlerim gecenin ayazında yıldızlara bakarken aklımdan geçenleri tek hecede toplamak istiyorum
kimsesiz kimseleri aramaktan bitap düşmüş ayaklarım da olması gereken yerde duruyor
hasret çektim de uzaklara baktım bir zaman
"ne beklenen gelendi ne gelen beklenendi"
yok-sunlukları n içinde boğulmak vardı
olmadı
şimdi güzü yaşıyorum yapraklarını dökerken hüzünlü yüreğim, olsun diyorum hayat böyle işte..
HAYAT!
çözemediğimiz her cümlenin sonuna ekleyip işin içinden sıyrılabileceğimiz her anlama çekilebilen sihirli sözcük
çok şey istemedik mutluluk adına ben ve benim gibi insanlar
gecenin karanlığında kimbilir kaç kişi ufka bakıp of çekiyor şimdi şu saatte
herkesin acısını kendi acımız gibi yaşadık ağır geldi taşıyamadık sonra, duyarlı olmakmıydı bunun adı kendi hayatımızı bile adam edememişken
zordu hayat evet mutluluk da öyle kolay değildi çalıştık çabaladık durmadan sonra bir de baktık ki elde avuçta hiçbirşey kalmamış güvercinlerimizi salmışız gitmişler sahip çıkamadık kanatlarını çırparken sonsuza yakalayamadık tutamadık sen benimsin diyemedik çünkü kimse kimseye ait değildi aslında herkes ekmek derdinde belki de umut avladık sabahlara kadar söylenen türkülerle
sonra umutlarımız da tükendi biz de tükendik
sonra içkiye vurduk sarhoş olduk durmadan ama insan ayılıyordu yine hatırlıyordu herşeyi dönüyordu gerçeklere
ve acı veriyordu
hiç bitmeyen yaşam maratonunda kendimizi de unutuyorduk kimi zaman hiçbir şey umurumuzda olmuyordu ta ki bir an durup düşünene kadar.. ruhumuz bize yetişiyordu işte ne kadar kaçsak da oturup muhasebesini yapmak zorundaydık yaşadıklarımızın
ve kaybettiklerimizi görüyorduk
ve kazandığımız birşey yoktu
düşünüyorduk, boş bir çuval gibi gezerken sokaklarda bu kez ayaklarımız bizi nereye götürecekti? hayat nereye savuracaktı yorgun bedenimizi
bekliyorduk
umut etmiyorduk artık sadece bekliyorduk ve hayat avucumuza ne koyarsa razı oluyorduk bir dilenci gibi
boşa geçen bir zamandı artık yaşamımız
belki biz çoktan ölmüştük de saygıdan dolayı gömmemişlerdi
kimbilir..

Arkada bıraktığın şeyleri düşünme!


Şimdiye kadar kazanmış olduklarını,
bundan sonra kazanabileceklerini ,
vazgeçemeyeceklerini , yıllarca koruduklarını,
daha yıllarca muhafaza etmek istediklerini. ..

Arkada bıraktığın şeyleri düşünme!

Herkesin yaşamak istediği bir kişisel hayatı
vardır ve onu yaşayabilmesi için arkada
bıraktığı şeyleri düşünmemesi gerekir.
Bilmelidir ki o birçok şeyi istediği zaman bütün
evren ona yardımcı olur.
Herkes yüreğinin sesini dinlemeyi ve yüreğinin
diliyle konuşmasını öğrenmek zorundadır.

Arkada bıraktığın şeyleri düşünme!

Bulduğun ve arkada bıraktığın için seni tedirgin
eden aşk önünü kesmesin.
Kişisel hayatını gerçekleştirmeni engellemesin.
Yeter ki bulduğun ve arkada bıraktığın aşk
''saf madde''den yapılmış olsun.

Üzerinden bin yıl geçmiş bile olsa,
orada, o biçimde, senin bıraktığın haliyle
duruyor olacaktır.
Çürümeden, bozulmadan.. .
Ve sen, nasılsa günün birinde oraya döneceksin.

Arkada bıraktığın şeyleri düşünme!

Korkularını, tedirginliklerini,
kafa karışıklıklarını, beni seviyorumları nı,
ben onu seviyorumları nı,
onunla yaşayabilir miyimlerini. .. ?

Arkada bıraktığın şeyleri düşünme!

İhanet senin beklemediğin bir darbedir.
Ama sen, yüreğini tanıyacak olursan,
sana baskın yapmayı hiç bir zaman
başaramayacaktı r.
Çünki onun düşlerini ve arzularını
tanıyacaksın ve onları hesaba katacaksın.
Hiç kimse kendi yüreğinden kaçamaz.
Bu nedenle, en iyisi onun söylediklerini dinlemek.
Böylece kendisinden beklemediğin bir darbe indiremeyecektir kesinlikle,
sana.

Arkada bıraktığın şeyleri düşünme!


Kendi yolunda yürü.
Başını dik tut.
Kendini yenilmiş hissetme.
Kişisel hayatını yaşa.
Kahramanı, baş rol oyuncusu sensin.
Bu senin öykün. sen sadece yaşa.
Yüreğinin sesini dinleyerek,
yüreğinin diliyle konuşarak yaşa.
__._,_.___

3 Şubat 2007

mavi mavi mavi


Kızıl güneşin altında,

mavi bir yelkendir hayat,

seni bilmediğin derinliklere sürükleyen,

su mavidir,

mavi ise umut,

sen yüreğini hep mavi tut...

1 Şubat 2007

avuntu

önümde uzayıp giden simsiyah bir gece
arkamda harcanmış bir ömür var.
gölgesinde kalan ruhum ıssız
ben ağaçlar kadar yalnız
kalbime çarpan son yalancı
hani bizimdi yıldızlar?

bir gece yarısıydı
yazdığım kağıda hayatımı karaladım
ve bir düştü belki hiç yaşanmadı
benimsin sandım.
gelme bu gece uykularıma
bırak yansın gözlerim dokunma
avunmayı öğrettim kalbime
acılarda bir yere kadar
sensiz ben yine varım
yaşayamam sanma.

aşk bir çiğ tanesi miydi
geceleri yağan yüreklerimize
karanlıktı dünyalarımız
buharlaştı mı güneş yeniden doğunca.
senle ben bir makasın iki keskin ucu gibiydik
yaklaştıkça yok oldu aramızda ne varsa.

kalbimde hala sana ait bir yer var
varsın da bir güneş yanığı gibi yansın
gönül sevmiş neye yarar.