Yıldız Ağaca sordu.... - Ne renktir sevgi? -"... Tanrının göz renginde", diye cevap verdi ağaç. - Aşk ne renktir? - Aşk ayın dolunay olduğu zamanki renktir. - Öyle mi? Aşk ayın rengindedir ha, dedi yıldız.....ve Uzaklara, boşluğa baktı...ağladı... ağladı...
26 Nisan 2007
17 Nisan 2007
___

birgün hiç beklemediğim bir zamanda çık karşıma..yağmurun yavaş yağdığı ve paltomu almadığım için değil;sevgisizlikten üşüdüğüm bir zamanda..evle iş arası mekik dokuduğum ve başımı bile kaldırmadığım bir zamanda..
tam evimle işimin arasında dur...öylece bak bana...yanından geçmiş olmalıyım bir kaç kez..ilk gözlerimdeki sakinliğin farkına varmalısın..ve bir gün çarpmalıyım sana..taşıyamadığım bütün mutsuzlukları m dökülmeli yere..ben alelacele toplamaya çalışırken onları sen eğilip gözlerime bakmalısın..sakince sırtlayıp yükümü giderken ben;elimi tutmalısın...
çıktın...
o kadar yorulmuştum ki taşıdığım yükten..kalbim o kadar kanıyordu ki yeni bantlamıştım daha..yeni sarmıştım yaralarımı...önce ellerimi tuttun..
''bırak kalsın mutsuzlukları n yerde..gel.. ben sana mutlulukla vereceğim''dedin. .
birşey diyemedim..geldim. ..
fason çalışır yüreğim sevdalara..önce ham mutsuzlukları nı getirir koyarlar yüreğime..ben istiflerim onları ve teker teker iyileştirmeye başlarım.. iyileştirdikçe getirirler fazlasını…eskiyi hatırlarlar önce..eski sevdalarını…affedemedikçe kendilerini; ''yazık hep aldanmışım ''dedikçe daha da zorlaşır işim..ama alışıktır yüreğim bu tür sorunlara..
her şeye katlanır yüreğim de ;fasonluktan mıdır bilinmez her seferinde borçlu çıkarım onlara..
''fason değil benim sevdam''dedin yolda ilerlerken..
sadece gözlerine bakabildim.. inanmak istiyordum sana..çünkü bütün mutsuzlukları mı bırakırken karşılaştığımız o yerde kendi kalkanlarımı da çıkarmıştım hayata karşı...sadece bantlarım kalmıştı yüreğimdeki..korkuyor dum yine kanar ve sen görürsün diye..
bilmeni istemedim..korkuları mı söyleyemedim. .
geldim..sadece oturup gözelerine bakmak için..ne yüreğini acıtmaktı amacım ne de koynunda uyumak..sadece bakmak..yüreğindeki sıcaklığı görebilmekti tenindeki gibi aynı mı diye..
hiç bakmamışım...bunu anlamıştım..
gördüm..tenin kadar sıcak değildi gözlerin..
................................
duruyorum öylece..bileklerime bakıyorum..üstü me sinmiş kayıp bir intiharın kokusu..
bakıyorsun öylece..''yorulmuş tum''diyorum. .
susuyorsun..
kızıyorsun..biliyorum ..
kanayan dudaklarıma eğiliyorsun.. ''dur''diyorum. .
''geçmez dudağından ölümün tadı..''
sarılıyorsun bana sımsıkı..''yapma! ''diyorum…
''kaldıramaz ruhun ölümün sancısını..''
bakıyorsun…
ve susuyorsun yine..
sarılıyorsun.. dinlemeden. .
ben de sarılıyorum..
unutuyorum bileklerimin sancısını..
yaralar iyileşiyor sanıyorum..
dudaklarımdaki ölümün tadını unutup öpmene izin veriyorum bu sefer..
ve gidiyorsun.. ağır geliyor bu tad,bu sancı,bu intihar..
duruyorum öylce...bileklerime bakıyorum..üstü me siniyor kayıp bir terkedilişin dokusu...
ve yaralarım yeniden açılıyor..
dudaklarıma eğildin..
başımı öne eğdim önce...''olmaz ''diyemedim. .
kan kokusun kimse sevmezdi ki..
bekledim..
''nereye bakıyorsun ki öyle''dedin..
yavaşça ellerimi uzattım sana..
''bu eller hiç görmediğim kadar narin..''dedin. .
çevirip gösteremedim yaralarımı..
sustum..
bantlarım açılıyordu..
canım yanıyordu..
..bir şehirde başka bir yara açılıyordu bir kızın yüreğinde..
bileklere façalar çekiliyordu..
ölüm üzerine demeçler veriliyordu olmadık yere..
bir kuş küfrediyordu kediye..
bir fahişe yürüyodu kendinden geriye...
umutlar serbest bırakılıyordu bir tiyatro sahnesinde..
ve bir çocuk doğuyordu hastanenin birinde..
bilekleri kanasın diye büyüdüğünde..
__._,_.___
13 Nisan 2007
aşk

Gün aşık olmuş geceye,
Gece de yakamoz düşürmüş denize
Ne gün erişebilmiş geceye, ne de gece kavuşabilmiş gündüze.
Birbirlerini hiç görememişler belki de..
Ama engel olmamış bu aralarındaki sevgiye..
Varlıklarını hissetmeleri bile yetmiş kendilerine
Bazen, gün isyan edip yakmış ortalığı
Gece de özleminden tüm ışığını söndürmüş gökyüzünden
İkisi de bulutlara yükleyip hüzünlerini
Tüm yeryüzüne yağdırmışlar gözyaşlarını
Yine de vazgeçmemiş sevdasından ikisi de
Sonsuza dek birbirlerini göremeyeceklerini bilseler de ....
Ben geceyim işte, senin için yakamoz düşürüyorum bol bol denize.
Sen benden gitsen de, ben gelirim senin bensiz kıyılarına.
Yokluğundan soyunup, varlığını giyerim üstüme...
Gelirim, derin, sessiz duygusuz uykularına...
Benim için var olduğunu bilmek bile yetiyor, seni hiç göremesem de...
__._,_.___
Gece de yakamoz düşürmüş denize
Ne gün erişebilmiş geceye, ne de gece kavuşabilmiş gündüze.
Birbirlerini hiç görememişler belki de..
Ama engel olmamış bu aralarındaki sevgiye..
Varlıklarını hissetmeleri bile yetmiş kendilerine
Bazen, gün isyan edip yakmış ortalığı
Gece de özleminden tüm ışığını söndürmüş gökyüzünden
İkisi de bulutlara yükleyip hüzünlerini
Tüm yeryüzüne yağdırmışlar gözyaşlarını
Yine de vazgeçmemiş sevdasından ikisi de
Sonsuza dek birbirlerini göremeyeceklerini bilseler de ....
Ben geceyim işte, senin için yakamoz düşürüyorum bol bol denize.
Sen benden gitsen de, ben gelirim senin bensiz kıyılarına.
Yokluğundan soyunup, varlığını giyerim üstüme...
Gelirim, derin, sessiz duygusuz uykularına...
Benim için var olduğunu bilmek bile yetiyor, seni hiç göremesem de...
__._,_.___
12 Nisan 2007
delirdim artıkkk

İkiye bölünmüş ruhum.. Bir yarısı diğer yarısına ağlıyor...Öbür yarım ise diğerine isyan ediyor...Ve ikisi de yok olup gidiyorlar yarattığım girdapta...
Bir keşmekeşlik yakamda..Sergüzeştlik kapımda..Ve bir fenomeni yaşıyorum...
Nefes almak kadar doğal...Güneşin kendi kızıllığında her akşam ölüp, her sabah doğması kadar alışılagelmiş...
Denizin delisi ben...
Mavinin delisi ben..
Sonunda oldu...
Çılgınlığın sıfır noktasında, gözlerimde garip bir ışık beklemekteyim...gelmeyecek olan günleri.. gelmeyecek olanları..
İleriye bakamıyorum... gözlerim acıyor...
çok uzak olduğundan mı, yoksa çok yakında da bu yüzden mi bakamıyorum, bilmiyorum..
ruhum kendi sürgününde, gözlerim şahitlik etmiyor.. kalbim katilim olma yolunda...
körebe oynuyorum gelecek günlerle...
ebe benim... bir türlü sobeleyemediğim kim?
Kör dalış yapıyorum henüz gelmeyen zamana.
Nefes almak için yukarılara çıkmak gerek... Her çıkışta fark ediyorum ki en dipteyim..
Nefes almak doğal değil artık... Soluğum ciğerlerimde esir... ve güneş... güneş öldü...
Delinin denizi ben..
Delinin mavisi ben...
Bir keşmekeşlik yakamda..Sergüzeştlik kapımda..Ve bir fenomeni yaşıyorum...
Nefes almak kadar doğal...Güneşin kendi kızıllığında her akşam ölüp, her sabah doğması kadar alışılagelmiş...
Denizin delisi ben...
Mavinin delisi ben..
Sonunda oldu...
Çılgınlığın sıfır noktasında, gözlerimde garip bir ışık beklemekteyim...gelmeyecek olan günleri.. gelmeyecek olanları..
İleriye bakamıyorum... gözlerim acıyor...
çok uzak olduğundan mı, yoksa çok yakında da bu yüzden mi bakamıyorum, bilmiyorum..
ruhum kendi sürgününde, gözlerim şahitlik etmiyor.. kalbim katilim olma yolunda...
körebe oynuyorum gelecek günlerle...
ebe benim... bir türlü sobeleyemediğim kim?
Kör dalış yapıyorum henüz gelmeyen zamana.
Nefes almak için yukarılara çıkmak gerek... Her çıkışta fark ediyorum ki en dipteyim..
Nefes almak doğal değil artık... Soluğum ciğerlerimde esir... ve güneş... güneş öldü...
Delinin denizi ben..
Delinin mavisi ben...
bir sır vereyim mi sana??
Bir sır vereyim mi sana…
Bekle…
Harflerimi güçsüzleştirip geliyorum yanına..
Güçsüzleşsinler ki duymasın senden başka kimse,ve anlatamasın benden başkası…
Çok mu merak ediyorsun ne diyeceğim,öyle kulak kesilmiş bekliyorsun sesimi..
Ne söyleyecek acaba,acaba nereden başlayacak beni sevmeyeler mi dolşıyor beyninde..
Bencil sende….
Tamam kızma hadi..
Pşşşttt…
Sana bir sır vereyim mi…
Bekle…
Harflerimi havalardan toplamalıyım önce,
Gidişinin ardından pek bir dağıldılar,
Gidişinin ardından pek bir konuştular ya..
Seslerini kısayım önce..
Bekle dedim..
Harflerimi güçsüzleştirip geliyorum yanına..
Güçsüzleşsinler ki duymasın senden başka kimse,ve anlatamasın benden başkası…
Ne çok sevmiştim değil mi seni,
Ve ne çok sevmiştin beni..
PeH..
Palavraları bırak da dinle beni..
Bir kere de olsa sus..
Sus Allah aşkına..
Bak bir sır vereceğim sana..
Harflerimi güçsüzleştirdikten sonra…
Belki de katlederim daha sonra onları ,bir daha yazamasınlar diye sana…
Pşşttt..
Sana bir sır vereyim mi?
Bekle…
Hayatımın huzuruydun ya hani,en büyük huzursuzluğum oldun şimdi..İçtiğim sigara gibi işledin ya hani ciğerlerime sebepsiz ve nedensiz öksürükler dayadın ya boğazıma…
Tamam patlama..
Söylüyorum,söyleyeceğim..
Biraz daha güçsüzleşsinler..
Kimse duymasın senden başka…
Güçsüzleşsinler ki kimse kullanamasın benden başka..
Ve sonra da katletmesi,kan kırmızıya boyamak kolay olsun tüm kelimeler…
Pştt..
Dağılma hemen…
Bekle…
Hem bir sır vereyim mi sana sevgili…
Not:şimdi katli vacip oldu kelimelerim..
Senli cümleler kurmamaları için asla…
Bir sır vereyim mi sana…
Bekle…
Harflerimi güçsüzleştirip geliyorum yanına..
Güçsüzleşsinler ki duymasın senden başka kimse,ve anlatamasın benden başkası…
Yada boş ver..
Ben dikeyim harflerin çıktığı dilimi, o da yetmez tamamen kapatayım çenemi…
Bekle…
Harflerimi güçsüzleştirip geliyorum yanına..
Güçsüzleşsinler ki duymasın senden başka kimse,ve anlatamasın benden başkası…
Çok mu merak ediyorsun ne diyeceğim,öyle kulak kesilmiş bekliyorsun sesimi..
Ne söyleyecek acaba,acaba nereden başlayacak beni sevmeyeler mi dolşıyor beyninde..
Bencil sende….
Tamam kızma hadi..
Pşşşttt…
Sana bir sır vereyim mi…
Bekle…
Harflerimi havalardan toplamalıyım önce,
Gidişinin ardından pek bir dağıldılar,
Gidişinin ardından pek bir konuştular ya..
Seslerini kısayım önce..
Bekle dedim..
Harflerimi güçsüzleştirip geliyorum yanına..
Güçsüzleşsinler ki duymasın senden başka kimse,ve anlatamasın benden başkası…
Ne çok sevmiştim değil mi seni,
Ve ne çok sevmiştin beni..
PeH..
Palavraları bırak da dinle beni..
Bir kere de olsa sus..
Sus Allah aşkına..
Bak bir sır vereceğim sana..
Harflerimi güçsüzleştirdikten sonra…
Belki de katlederim daha sonra onları ,bir daha yazamasınlar diye sana…
Pşşttt..
Sana bir sır vereyim mi?
Bekle…
Hayatımın huzuruydun ya hani,en büyük huzursuzluğum oldun şimdi..İçtiğim sigara gibi işledin ya hani ciğerlerime sebepsiz ve nedensiz öksürükler dayadın ya boğazıma…
Tamam patlama..
Söylüyorum,söyleyeceğim..
Biraz daha güçsüzleşsinler..
Kimse duymasın senden başka…
Güçsüzleşsinler ki kimse kullanamasın benden başka..
Ve sonra da katletmesi,kan kırmızıya boyamak kolay olsun tüm kelimeler…
Pştt..
Dağılma hemen…
Bekle…
Hem bir sır vereyim mi sana sevgili…
Not:şimdi katli vacip oldu kelimelerim..
Senli cümleler kurmamaları için asla…
Bir sır vereyim mi sana…
Bekle…
Harflerimi güçsüzleştirip geliyorum yanına..
Güçsüzleşsinler ki duymasın senden başka kimse,ve anlatamasın benden başkası…
Yada boş ver..
Ben dikeyim harflerin çıktığı dilimi, o da yetmez tamamen kapatayım çenemi…
hayat

Karanlıktaymışlar. İki embriyo, bir ana rahminde...
Her şeyden habersiz bekleşiyorlarmış, sudan bir beşiğin içinde...
Sarılıp birbirlerine, karanlıkta uyumuşlar öylece...
Haftalar geçmiş, ikizler gelişmiş.
Elleri, ayakları belirginleşmiş.
Gözleri çıktıkça meydana,
İkisi de çevrede olup biteni fark etmiş...
Ne rahat, ne güvenli bir dünyaymış bu...
Sıcak, ıslak, sevgi dolu...
"Öyle güzel bir dünyada yasıyoruz ki" demişler,
"...bize ne mutlu..."
Gel zaman git zaman, çevreyi keşfe girişmişler.
Bu karanlık dünyayı ve hayatin kaynağını deşmişler.
Onları besleyip büyüten kordonu fark edince
O kordonla kendilerini var eden Anne'lerine şükretmişler.
Sonra başlamış bir varoluş tartışması:
"Buraya nereden geldik, biz nasıl olduk" diye sormuş
ikizler...
"Annemiz" demiş biri, "O bizi var etti, bize can verdi."
"Ne biliyorsun" diye itiraz etmiş öteki, "Sen hiç Anneni görmedin ki...":
"Belki de o sadece zihnimizdedir. Anne inancı bizi rahatlattığı için uydurduğumuz bir şeydir."
Süredursun ana rahmindeki tartışma, ikizler büyüyüp gelişmişler.
Rahme sığmaz olup tekmeleşmişler.
Artık parmakları ve kulakları varmış kerataların...
Büyüdükçe anlamışlar ki, yolun sonu yakın...
Gün gelecek, bu güzelim hayat bitecek;
Karanlık bir yolculuk, onları bir başka diyara çekecek.
"- Buradaki hayatimizin sonuna yaklaşıyoruz" diye fısıldamış ikizlerden biri efkarla...
"- Ben gitmek istemiyorum" diye diretmiş öteki;
doyamadım ki daha hayata..."
"- Ama mukadderat alnına yazılandır; dua et, belki doğumdan sonra hayat vardır."
Sormuş karamsar olan:
"- Bir gün bize hayat veren kordon kesilecek. Ondan sonra basımıza neler gelecek?"
Şiirle cevaplamış iyimser olan:
"Birçok giden/memnun ki yerinden/ çok seneler geçti/donen yok seferinden..."
Ve günlerden bir gün, yer sarsılmış, duvarlar kasılmış.
Dayanılmaz sancılarla ikizler beklenen günün geldiğini anlamış.
Buruşuk kollarıyla birbirlerine son kez sarılıp vedalaşmışlar.
Ve "ömrümüz bitti" diye çiğlik çığlığa ağlaşmışlar.
Azrail sandıkları bir el kesmiş onları hayata bağlayan kordonu,
Ağlaya ağlaya karanlık bir koridordan öbür hayata çıkmışlar.
Bu bir CAN DÜNDAR Yazısıdır
Her şeyden habersiz bekleşiyorlarmış, sudan bir beşiğin içinde...
Sarılıp birbirlerine, karanlıkta uyumuşlar öylece...
Haftalar geçmiş, ikizler gelişmiş.
Elleri, ayakları belirginleşmiş.
Gözleri çıktıkça meydana,
İkisi de çevrede olup biteni fark etmiş...
Ne rahat, ne güvenli bir dünyaymış bu...
Sıcak, ıslak, sevgi dolu...
"Öyle güzel bir dünyada yasıyoruz ki" demişler,
"...bize ne mutlu..."
Gel zaman git zaman, çevreyi keşfe girişmişler.
Bu karanlık dünyayı ve hayatin kaynağını deşmişler.
Onları besleyip büyüten kordonu fark edince
O kordonla kendilerini var eden Anne'lerine şükretmişler.
Sonra başlamış bir varoluş tartışması:
"Buraya nereden geldik, biz nasıl olduk" diye sormuş
ikizler...
"Annemiz" demiş biri, "O bizi var etti, bize can verdi."
"Ne biliyorsun" diye itiraz etmiş öteki, "Sen hiç Anneni görmedin ki...":
"Belki de o sadece zihnimizdedir. Anne inancı bizi rahatlattığı için uydurduğumuz bir şeydir."
Süredursun ana rahmindeki tartışma, ikizler büyüyüp gelişmişler.
Rahme sığmaz olup tekmeleşmişler.
Artık parmakları ve kulakları varmış kerataların...
Büyüdükçe anlamışlar ki, yolun sonu yakın...
Gün gelecek, bu güzelim hayat bitecek;
Karanlık bir yolculuk, onları bir başka diyara çekecek.
"- Buradaki hayatimizin sonuna yaklaşıyoruz" diye fısıldamış ikizlerden biri efkarla...
"- Ben gitmek istemiyorum" diye diretmiş öteki;
doyamadım ki daha hayata..."
"- Ama mukadderat alnına yazılandır; dua et, belki doğumdan sonra hayat vardır."
Sormuş karamsar olan:
"- Bir gün bize hayat veren kordon kesilecek. Ondan sonra basımıza neler gelecek?"
Şiirle cevaplamış iyimser olan:
"Birçok giden/memnun ki yerinden/ çok seneler geçti/donen yok seferinden..."
Ve günlerden bir gün, yer sarsılmış, duvarlar kasılmış.
Dayanılmaz sancılarla ikizler beklenen günün geldiğini anlamış.
Buruşuk kollarıyla birbirlerine son kez sarılıp vedalaşmışlar.
Ve "ömrümüz bitti" diye çiğlik çığlığa ağlaşmışlar.
Azrail sandıkları bir el kesmiş onları hayata bağlayan kordonu,
Ağlaya ağlaya karanlık bir koridordan öbür hayata çıkmışlar.
Bu bir CAN DÜNDAR Yazısıdır
yüklemi eksik iki cümleyiz artık...

Bi seviyor bi sevmiyor çiçek faLLarında da aLeyhimize deLiLLEr buLunduktan sonra vazgeçtik aşkı yaşamaktan … her haLini yaşadık sanki aşkın … e haLi de haLi den haLi fiLan … şimdi odam sanki masaLarı boş bir meyhaneyi andırıyor … ha sakın sanma içiyorum dertliyim kederLiyim … içmiyorum ama derdim kederim büyük … bütün yükünü yükLedim sırtıma yaşanmışın … sevmeyi beceremedik gaLiba … ne zaman vazgeçtik birbirimizi düşünmekten …. İşte o zaman yoruLdu iki kaLp … asLında bir gece sesini duymasam gözLerim uykuyu kabuL etmeyordu göz kapakLarıma söz geçmiyordu … asLında faiLi meçhuL bir cinayet söz konusu … aranıyoruz anLayacağın … pek de faiLi meçhuL değiL asLına bakarsan … zaten iki şüpheLi var onLarda asıL suçLuLar galiba … sen ve ben ….
neLeri başarmıştık yosa senLe … tüm meşguLiyetini yıkmıştık tek düze aşkın … kimsenin biLmediği kimsenin beceremediği masaLLArı yaşıyorduk uzak iki diyarda … bi seviyor bi sevmiyor değiLde … bi seviyor bi seviyor çok seviyordu bizim yaptığımız … her şey herkes ve hiç kimse iLe hiçbirşey umrumuzda değiLdi … sadece bizi yaşıyor bizi anLatıyorduk birbirmize … ben sana yıLdızLarın neden artık gökyüzünde parLamadığını sorduğumda sen sen söyLe diyordun bense hepsi gözLerinde ve uzakta diyordum … sense kederimi aLıyordun güLümsemenLe …
şimdi saatLerimizi biLe geçiriyoruz bizsiz … giçbir eyLem yok … fiiL yok sıfat yok tam anLamıyLa eksik bir cümLeyiz artık … biz tek özneLErden oLuşan … neden böyLe oLduk biLmiyorum sorusuna kaç zamandır aradığım cevabı hiç buLamayacağım sanırım … yada buLdum biLmek istemyiorum … öyLe bir şey işte. … anLamsız cümLeLerimiz hiç anLam buLmuyor artık tamamLamaLarımızda …. Hatta güLmek artık hergün tek kişi bisikLete binmek gibi bir şey … şimdiLerde kapsama aLanı dışında kaLmış iki teLefon var … ve iki ucunda can çekişen iki insan … aSLında ikisini de kurtarmak koLay … eskisi gibi oLmak bir hayat öpücüğü oLurdu herhaLde … eskisi gibi oLmak …. neLer vermezdim uğruna … seni sevmekten hiçbir zaman vazgeçmemişLiğim yorgun düşmedi hiçbir zaman …
boş sayfaLarı hiç doLduramayız artık meseLa … ikimize adanan iki satır yazı yok …. Sadece sitemLer var yazıLanLArda … bize değiL haLimize yazıLmış … hüzün konmuş artık sağ ve soL omzumuza … uzak oLan eLLerimiz boşLuğa uzanır oLdu artık … önceden uzatsam hissedecektim … eLimi uzatsam öLecektim aşkından … aşkımızdan ….
Zaman mı böyLe yaptı bizi yoksa biz mi zamanı kuLLanamadık biLmiyorum … oysa ne çok severdik birbirimizi … güLen gözLerimiz … ve sevişen sözLerimiz vardı … dudakLArını öpmeden hissedişim utangaç bakışLarında çıkardığım onca anLam ve eLLerini yüzün kızarark eLLerime değdirişin …
Eskisi gibi oLmak için neLer vermezdim bir biLsen … eminim sende istiyorsundur tekrar hissetmeyi beni … tek kişiLik değiLki bu oyun ama … her zaman erkek atmaz ya iLk adımı … bu sefer ben çocuk kaLdım hisLerimi sana açıkLamakta … tek sözün yeterLi asLında …. Bir aşkım Lafına anasını satardım dünyanın … çekerdim tüm kahrını kederini … bi seviyor bi sevmiyor faLLArında da sevmiyor çıktığında beri aranan iki şüpheLiyiz artık … aşkın e haLini yaşayamadık ki hiç … hiçbir tam cümLe oLamadık ki … yükLemimiz eksik … yükLemi eksik iki cümLeyiz artık ….
yılmaz erdoğan
neLeri başarmıştık yosa senLe … tüm meşguLiyetini yıkmıştık tek düze aşkın … kimsenin biLmediği kimsenin beceremediği masaLLArı yaşıyorduk uzak iki diyarda … bi seviyor bi sevmiyor değiLde … bi seviyor bi seviyor çok seviyordu bizim yaptığımız … her şey herkes ve hiç kimse iLe hiçbirşey umrumuzda değiLdi … sadece bizi yaşıyor bizi anLatıyorduk birbirmize … ben sana yıLdızLarın neden artık gökyüzünde parLamadığını sorduğumda sen sen söyLe diyordun bense hepsi gözLerinde ve uzakta diyordum … sense kederimi aLıyordun güLümsemenLe …
şimdi saatLerimizi biLe geçiriyoruz bizsiz … giçbir eyLem yok … fiiL yok sıfat yok tam anLamıyLa eksik bir cümLeyiz artık … biz tek özneLErden oLuşan … neden böyLe oLduk biLmiyorum sorusuna kaç zamandır aradığım cevabı hiç buLamayacağım sanırım … yada buLdum biLmek istemyiorum … öyLe bir şey işte. … anLamsız cümLeLerimiz hiç anLam buLmuyor artık tamamLamaLarımızda …. Hatta güLmek artık hergün tek kişi bisikLete binmek gibi bir şey … şimdiLerde kapsama aLanı dışında kaLmış iki teLefon var … ve iki ucunda can çekişen iki insan … aSLında ikisini de kurtarmak koLay … eskisi gibi oLmak bir hayat öpücüğü oLurdu herhaLde … eskisi gibi oLmak …. neLer vermezdim uğruna … seni sevmekten hiçbir zaman vazgeçmemişLiğim yorgun düşmedi hiçbir zaman …
boş sayfaLarı hiç doLduramayız artık meseLa … ikimize adanan iki satır yazı yok …. Sadece sitemLer var yazıLanLArda … bize değiL haLimize yazıLmış … hüzün konmuş artık sağ ve soL omzumuza … uzak oLan eLLerimiz boşLuğa uzanır oLdu artık … önceden uzatsam hissedecektim … eLimi uzatsam öLecektim aşkından … aşkımızdan ….
Zaman mı böyLe yaptı bizi yoksa biz mi zamanı kuLLanamadık biLmiyorum … oysa ne çok severdik birbirimizi … güLen gözLerimiz … ve sevişen sözLerimiz vardı … dudakLArını öpmeden hissedişim utangaç bakışLarında çıkardığım onca anLam ve eLLerini yüzün kızarark eLLerime değdirişin …
Eskisi gibi oLmak için neLer vermezdim bir biLsen … eminim sende istiyorsundur tekrar hissetmeyi beni … tek kişiLik değiLki bu oyun ama … her zaman erkek atmaz ya iLk adımı … bu sefer ben çocuk kaLdım hisLerimi sana açıkLamakta … tek sözün yeterLi asLında …. Bir aşkım Lafına anasını satardım dünyanın … çekerdim tüm kahrını kederini … bi seviyor bi sevmiyor faLLArında da sevmiyor çıktığında beri aranan iki şüpheLiyiz artık … aşkın e haLini yaşayamadık ki hiç … hiçbir tam cümLe oLamadık ki … yükLemimiz eksik … yükLemi eksik iki cümLeyiz artık ….
yılmaz erdoğan
11 Nisan 2007
ayrılık
Tütünümdeki kül gibi uçsa ayrılık
Gölgesi yanaşmasa gece düşlerimize.
Mutluluk sarhoşuyken,
Arsız ve çılgınken senle,
Uçsa gitse, ayrılabilme ihtimalinin kırık iç çekişleri.
Sinemalarda ayrılık masallarında kalsa ,
Başka, başka, aşklara üzülse aşkımız.
Eğer özlemse aşkın mezesi,
Rüyalarda kalsa ayrılık busesi.
Gece terkederken tüm kirli , paslı , bu şehri
Gece terkederken kızgın , kırgın endişeli hayat aritmetiğini
Beynimin veritabanının aktaramadığı mahluk anlarda,
Süzgeçten geçiremediğim gece düşlerinde terket beni.
İşte bu olsun bizim ayrılığımız
Benim sözlüğümde ayrılık,
Rüyalara yattığım anda ki yokluğun olsun.
Hiç görmediğim hayvan türündeki ansiklopedik bilgi gibi
Uzak kalsın.
Masallarda kalsın
Rüyalara yatsın
Toprağın kokusu gibi
Bilsin
Ruhum gökteyken ona örtüleceğini
Yağmur çağırsın sevdayı
Yaz karışsın
Uzak olsun , uzak kalsın
Sevdan benimle, sen bende son bulmalısın.... ......... .....
Gölgesi yanaşmasa gece düşlerimize.
Mutluluk sarhoşuyken,
Arsız ve çılgınken senle,
Uçsa gitse, ayrılabilme ihtimalinin kırık iç çekişleri.
Sinemalarda ayrılık masallarında kalsa ,
Başka, başka, aşklara üzülse aşkımız.
Eğer özlemse aşkın mezesi,
Rüyalarda kalsa ayrılık busesi.
Gece terkederken tüm kirli , paslı , bu şehri
Gece terkederken kızgın , kırgın endişeli hayat aritmetiğini
Beynimin veritabanının aktaramadığı mahluk anlarda,
Süzgeçten geçiremediğim gece düşlerinde terket beni.
İşte bu olsun bizim ayrılığımız
Benim sözlüğümde ayrılık,
Rüyalara yattığım anda ki yokluğun olsun.
Hiç görmediğim hayvan türündeki ansiklopedik bilgi gibi
Uzak kalsın.
Masallarda kalsın
Rüyalara yatsın
Toprağın kokusu gibi
Bilsin
Ruhum gökteyken ona örtüleceğini
Yağmur çağırsın sevdayı
Yaz karışsın
Uzak olsun , uzak kalsın
Sevdan benimle, sen bende son bulmalısın.... ......... .....
10 Nisan 2007
!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
yaaa anlamıyorummm yaaaaaaaaaaaa
nefret ediyorum bazen hayattan!!!!!!!!!!
anlamıyorum bu insanları bennnnn anlamıyorummmmm
nefret ediyorum bazen hayattan!!!!!!!!!!
anlamıyorum bu insanları bennnnn anlamıyorummmmm
elde var....

değerlerini yitirmiş hayat,
doğru, dürüst, tam bildiğin ne varsa kayar gün elir avuçlarından
öyle diye düşündüklerin kaydırır ayaklarını
budur dediklerine baktığında orada birşey olmadığını görür gün gelir insan!
sevgisini yitirmiş hayat,
becil olmuş her bir zaman dilimi yaşamını kaybettikçe,
herkez önce ben der olmuş
herkez sadece kendini sever olmuş senden önce
sevgi dediklerinin kaybolup gittiğini görür gün gelir insan!
mutluluğunu yitirmiş hayat,
bir gün güldürse ikinci gün ağlatır olmuş gözlerini
bir gün güldürse üç gün soldurur olmuş yüzleri
huzursuzluk dolmuş zaman
huzur dediklerinin üzüntü olduğunu görür gün gelir insan!
umudun bittiği yerde
elde var mutsuzluk....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)