17 Nisan 2007

___



birgün hiç beklemediğim bir zamanda çık karşıma..yağmurun yavaş yağdığı ve paltomu almadığım için değil;sevgisizlikten üşüdüğüm bir zamanda..evle iş arası mekik dokuduğum ve başımı bile kaldırmadığım bir zamanda..
tam evimle işimin arasında dur...öylece bak bana...yanından geçmiş olmalıyım bir kaç kez..ilk gözlerimdeki sakinliğin farkına varmalısın..ve bir gün çarpmalıyım sana..taşıyamadığım bütün mutsuzlukları m dökülmeli yere..ben alelacele toplamaya çalışırken onları sen eğilip gözlerime bakmalısın..sakince sırtlayıp yükümü giderken ben;elimi tutmalısın...

çıktın...
o kadar yorulmuştum ki taşıdığım yükten..kalbim o kadar kanıyordu ki yeni bantlamıştım daha..yeni sarmıştım yaralarımı...önce ellerimi tuttun..
''bırak kalsın mutsuzlukları n yerde..gel.. ben sana mutlulukla vereceğim''dedin. .
birşey diyemedim..geldim. ..


fason çalışır yüreğim sevdalara..önce ham mutsuzlukları nı getirir koyarlar yüreğime..ben istiflerim onları ve teker teker iyileştirmeye başlarım.. iyileştirdikçe getirirler fazlasını…eskiyi hatırlarlar önce..eski sevdalarını…affedemedikçe kendilerini; ''yazık hep aldanmışım ''dedikçe daha da zorlaşır işim..ama alışıktır yüreğim bu tür sorunlara..
her şeye katlanır yüreğim de ;fasonluktan mıdır bilinmez her seferinde borçlu çıkarım onlara..

''fason değil benim sevdam''dedin yolda ilerlerken..
sadece gözlerine bakabildim.. inanmak istiyordum sana..çünkü bütün mutsuzlukları mı bırakırken karşılaştığımız o yerde kendi kalkanlarımı da çıkarmıştım hayata karşı...sadece bantlarım kalmıştı yüreğimdeki..korkuyor dum yine kanar ve sen görürsün diye..
bilmeni istemedim..korkuları mı söyleyemedim. .


geldim..sadece oturup gözelerine bakmak için..ne yüreğini acıtmaktı amacım ne de koynunda uyumak..sadece bakmak..yüreğindeki sıcaklığı görebilmekti tenindeki gibi aynı mı diye..
hiç bakmamışım...bunu anlamıştım..
gördüm..tenin kadar sıcak değildi gözlerin..

................................

duruyorum öylece..bileklerime bakıyorum..üstü me sinmiş kayıp bir intiharın kokusu..
bakıyorsun öylece..''yorulmuş tum''diyorum. .
susuyorsun..
kızıyorsun..biliyorum ..
kanayan dudaklarıma eğiliyorsun.. ''dur''diyorum. .
''geçmez dudağından ölümün tadı..''
sarılıyorsun bana sımsıkı..''yapma! ''diyorum…
''kaldıramaz ruhun ölümün sancısını..''
bakıyorsun…
ve susuyorsun yine..

sarılıyorsun.. dinlemeden. .
ben de sarılıyorum..

unutuyorum bileklerimin sancısını..
yaralar iyileşiyor sanıyorum..
dudaklarımdaki ölümün tadını unutup öpmene izin veriyorum bu sefer..

ve gidiyorsun.. ağır geliyor bu tad,bu sancı,bu intihar..

duruyorum öylce...bileklerime bakıyorum..üstü me siniyor kayıp bir terkedilişin dokusu...

ve yaralarım yeniden açılıyor..


dudaklarıma eğildin..
başımı öne eğdim önce...''olmaz ''diyemedim. .
kan kokusun kimse sevmezdi ki..
bekledim..

''nereye bakıyorsun ki öyle''dedin..

yavaşça ellerimi uzattım sana..
''bu eller hiç görmediğim kadar narin..''dedin. .
çevirip gösteremedim yaralarımı..
sustum..
bantlarım açılıyordu..
canım yanıyordu..

..bir şehirde başka bir yara açılıyordu bir kızın yüreğinde..
bileklere façalar çekiliyordu..
ölüm üzerine demeçler veriliyordu olmadık yere..
bir kuş küfrediyordu kediye..
bir fahişe yürüyodu kendinden geriye...
umutlar serbest bırakılıyordu bir tiyatro sahnesinde..
ve bir çocuk doğuyordu hastanenin birinde..
bilekleri kanasın diye büyüdüğünde..


__._,_.___

Hiç yorum yok: