HERKES VE BİRKAÇ KİŞİ
Yağmur herkese yağar
Güneş ısıtır herkesi
Mevsimler herkes içindir
Yalnız çığ altında kalan
Sele kapılan her zaman birkaç kişi
Herkes içindir aşk da ayrılık da
Yalnızca birkaç kişi ölür acıdan
Eskiden ölümle tartılırdı ayrılık
Kiminin hayatı yalnızca unutkanlıktan
Her şey, herkes için değildir oysa
Kimi hiçbirşey ögrenmez karanlıktan
Yalnızlığı kullanmayı bilmez kimi
Kimi ayrılamaz karanlıktan
Yağmur herkese yağar
Ama çok az insan tutar yağmurun ellerini
Onca şarkı onca film onca roman
Ama sevmeye yetmez herkesin kalbi
Çığ altında kalan sele kapılan
Aşktan ve acıdan ölen
Birkaç kişi dünyayı başka bir yer yapmaya yeter
Aslında onların hikayesidir anlatılan
Diğerleri dinler, seyreder, geçer gider
Geçer gider herkes
Hikayelerdir geriye kalan.
Yıldız Ağaca sordu.... - Ne renktir sevgi? -"... Tanrının göz renginde", diye cevap verdi ağaç. - Aşk ne renktir? - Aşk ayın dolunay olduğu zamanki renktir. - Öyle mi? Aşk ayın rengindedir ha, dedi yıldız.....ve Uzaklara, boşluğa baktı...ağladı... ağladı...
31 Mart 2006
cumanın sözü
Sular yükselince balıklar karıncaları yer, sular çekilince de karıncalar balıkları.
Yani üstünlük bugün karıncadaysa yarın balığa geçebiliyor, ya da tam tersi.
Karınca ya da balık olmanın sağladığı üstünlüğe sevinmekkendimizi kandırmaktan öte bir anlam taşımıyor,
çünkü kimin kimi yiyeceğinigerçekte suyun hareketi belirliyor.
Hayatin ne getireceğini hiçbirimiz bilemeyiz
30 Mart 2006
Öyle birini sevin ki....
Öyle birine yürekten sarılın ki, aranızdan rüzgar dahi geçemesin, kıyametin ayak seslerini duysanız bile o varsa yanınızda umurunuzda olmasın. Öyle birine müptela olun ki, o kalbinizden çıkarsa şayet ruhunuz bedeninizden sökülecekmişçesine olsun. " Seni seviyorum" diyemediğiniz zamanda gözleriniz, ciğeriniz, ruhunuz sevginizi söyleyip dursun. Öyle birine bağlanın ki, yüreğinizin adımları onun adına yürüsün. İçinizden geçen şarkı o olsun ve de "İçimden geçen şarkı gittiğinde ne yaparım ben!" diyebilirsiniz. Öyle birine gönül verin ki, gönlünüz onun ardından koşsun, önünde hiçbir mani olmasın. Öyle birine meftun olun ki, şiirinizin ilhamı, duanızın kaynağı "seviyor sevmiyor lara" gerek kalmasın
Ama öyle birini sevin ki o da sizi böyle seviyor olsun.
Ama öyle birini sevin ki o da sizi böyle seviyor olsun.
YaŞaM BaHaNe
Sen varsın diye
Ben varım
Seni özlemedikten
Ve seni delicesine
Sevemedikten sonra
Ben ne işe yararım
Nefes alıyorsam,
Bakışlarından...
Görüyorsam,
Gözlerinden...
Gülüyorsam,
Dudaklarından...
Kanım akıyorsa,
Kalbinden...
Bu beden yaşıyorsa,
Sen varsın diye.
Amacım seni sevmek,
Yaşam bahane...
Ben varım
Seni özlemedikten
Ve seni delicesine
Sevemedikten sonra
Ben ne işe yararım
Nefes alıyorsam,
Bakışlarından...
Görüyorsam,
Gözlerinden...
Gülüyorsam,
Dudaklarından...
Kanım akıyorsa,
Kalbinden...
Bu beden yaşıyorsa,
Sen varsın diye.
Amacım seni sevmek,
Yaşam bahane...
Herşeye Rağmen :) Gülümsemeyi Unutmayın

Öykü, yüzyıllar önce gözlemlenen bir olayı nakletmektedir:
Bir keşiş araştırma yapmak için bir köye gitmişti. Önce o köyün mezarlığına girdi. Çünkü kültürlerin, yaşam felsefesinin böyle yerlerde gizli olduğuna inanıyordu. Gözleri birden mezartaşlarının üzerindeki rakamlara takıldı. Mezartaşlarında 5, 867, 900, 20003, 4979, 7, 421 örneği, birbiriyle hiç de bağlantısı olmayan rakamlar vardı. Uzun uzun düşündü, fakat bu rakamların anlamını çözemedi. Köyün en bilge kişisine gitti, ona sordu: "Nedir bu rakamlar Tanrı aşkına?" dedi." Bu rakamların gösterdikleri ay mıdır, yıl mıdır, saatmidir?" Bilge kişi gülümseyerek yanıtladı: "Bizler bebeklerimiz doğduğu zaman, bellerine bir ip bağlarız" dedi." Yaşamı boyunca her güldüğü an, o ipe bir düğüm atarız. Öldükten sonra ise, bellerindeki düğümleri sayar, düğümün sayısını mezartaşına yazarız." Bilge kişi, karşısındaki keşişin birşey anlamadığını görünce açıklamasını sürdürdü: "Böylece onun, ne kadar 'yaşamış' olduğunu anlarız."
Gülümsemeyi unutmayın...
Bir Tek Şeyi Unutma....
bir tek şeyi unutma
seni sevdim ben
kalbim şimdi bir sokak cocuğu
kelebekleri göç etti gönlümün issızlastı hayat sanki
sanki sabahı eksik şiirlerimin
sanki gecesi hep kanayan bir yara ve
sanki artık hep kanayacak ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim
çare yok ağlayacak
bir tek şeyi unutma
seni sevdim ben
kapıları kendime ben açamadım
ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni ter icinde
takvimler istasyon öksüzlüğünde
düşünüyorumda sen gideli ne cok yalnızım sarmaşık aşkın sarısında kaldım sarılamadım savunamadım seni kimselere
anlatamadım seni kimselere
kimsesiz kaldım en çok da sensiz
bir tek şeyi unutma
seni sevdim ben
sana uyumak sana uyanmaktı hayat
bile bile tek sen gitme diye sonbahar oldum
yaprak yaprak ağaç oldum köklerimi unutarak
tesellisiz bir geceye fırlatıldım kalbimi dar bir kafese kapatarak
içimde bir kanarya hic susmadan aglayacak
bir tek şeyi unutma
seni sevdim ben
yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak
seni sevdiğimi bağıdım mehtabına
beyazında aklandım bulutunun
mavi mavi sevdim seni içim kan aglayarak
bir tek şeyi unutma
seni sevdim ben
anlattıkça kış vuruyor satırlarıma
anlattıkça üşüyor
anlattıkça ısınıyor yüreğim
bugün sardunyalarımda açmadı
belki de küskün renklere
ellerimde ibadet gibi yaşadıklarım
ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
sensiz soluyorum
anlayacağın mavi mavi oluyorum
duyuyor musun
orda mısın
var mısın
yok musun?
bir tek şeyi unutma
seni sevdim ben
yanarak
yıkılarak
aklıma her geldiğinde
AĞLAYARAK
seni sevdim ben
kalbim şimdi bir sokak cocuğu
kelebekleri göç etti gönlümün issızlastı hayat sanki
sanki sabahı eksik şiirlerimin
sanki gecesi hep kanayan bir yara ve
sanki artık hep kanayacak ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim
çare yok ağlayacak
bir tek şeyi unutma
seni sevdim ben
kapıları kendime ben açamadım
ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni ter icinde
takvimler istasyon öksüzlüğünde
düşünüyorumda sen gideli ne cok yalnızım sarmaşık aşkın sarısında kaldım sarılamadım savunamadım seni kimselere
anlatamadım seni kimselere
kimsesiz kaldım en çok da sensiz
bir tek şeyi unutma
seni sevdim ben
sana uyumak sana uyanmaktı hayat
bile bile tek sen gitme diye sonbahar oldum
yaprak yaprak ağaç oldum köklerimi unutarak
tesellisiz bir geceye fırlatıldım kalbimi dar bir kafese kapatarak
içimde bir kanarya hic susmadan aglayacak
bir tek şeyi unutma
seni sevdim ben
yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak
seni sevdiğimi bağıdım mehtabına
beyazında aklandım bulutunun
mavi mavi sevdim seni içim kan aglayarak
bir tek şeyi unutma
seni sevdim ben
anlattıkça kış vuruyor satırlarıma
anlattıkça üşüyor
anlattıkça ısınıyor yüreğim
bugün sardunyalarımda açmadı
belki de küskün renklere
ellerimde ibadet gibi yaşadıklarım
ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
sensiz soluyorum
anlayacağın mavi mavi oluyorum
duyuyor musun
orda mısın
var mısın
yok musun?
bir tek şeyi unutma
seni sevdim ben
yanarak
yıkılarak
aklıma her geldiğinde
AĞLAYARAK
Dokunduğun kadarım....
.Sen
Rüzgara teslim olmuş gibi dağılan bir bulutken ufkumda
Ben inadına seni topluyordum
Kavga dolu Sevda dolu yarınlarıma...
Ve topladıkça Biriktirdikçe seni içimde
Güzelleşiyordu hayat...
Değişiyordu imkansızlığın tanımı
Yadırgama ne olur
Başka yüzlere seslenirken kullandım adını...
Şimdi bilmiyorum
Sende ne kadar varım..
O kısacık yaşanmışlıkta belki de
Dokunduğun kadarım...
Rüzgara teslim olmuş gibi dağılan bir bulutken ufkumda
Ben inadına seni topluyordum
Kavga dolu Sevda dolu yarınlarıma...
Ve topladıkça Biriktirdikçe seni içimde
Güzelleşiyordu hayat...
Değişiyordu imkansızlığın tanımı
Yadırgama ne olur
Başka yüzlere seslenirken kullandım adını...
Şimdi bilmiyorum
Sende ne kadar varım..
O kısacık yaşanmışlıkta belki de
Dokunduğun kadarım...
ya hep! ya hiç!...
Eğer çıkıp gideceksen günün birinde hayatımdan, durma şimdi git! arkana bile bakmadan... Silinmeyen yüreğime kazınan acılar bırakmadan...
Yok eğer gitmiyorum diyorsan kal ama, sonsuza dek, ne olursa olsun, engellere takılmadan, bir Ömür boyu kal.
ya hep ya hiç
Gelip gitmelere, yarım kalan aşklara tahammülüm yok.
Öylesine sev ki seveceksen; varlığım nefesin kadar içinde olsun.
Öyle bir bak ki gözlerime; varlığın vazgeçilmezim olsun.
Ömür boyu sev seveceksen yoksa; çek git hayatımdan, düşlerimden, düşüncelerimden... Kendinden hiç bir kalıntı bırakma, topla git neyin varsa varlığımda.
Yalnızca beni bırak bana.
Kalacak kadar yürekli değilsen eğer...
KENDİNİ KÜÇÜLTMEDEN SEVDİĞİME PİŞMAN ETMEDEN GİT GİDECEKSEN....
AHIMI ALMADAN GİT!!!!
ERKEKÇE......
Yok eğer gitmiyorum diyorsan kal ama, sonsuza dek, ne olursa olsun, engellere takılmadan, bir Ömür boyu kal.
ya hep ya hiç
Gelip gitmelere, yarım kalan aşklara tahammülüm yok.
Öylesine sev ki seveceksen; varlığım nefesin kadar içinde olsun.
Öyle bir bak ki gözlerime; varlığın vazgeçilmezim olsun.
Ömür boyu sev seveceksen yoksa; çek git hayatımdan, düşlerimden, düşüncelerimden... Kendinden hiç bir kalıntı bırakma, topla git neyin varsa varlığımda.
Yalnızca beni bırak bana.
Kalacak kadar yürekli değilsen eğer...
KENDİNİ KÜÇÜLTMEDEN SEVDİĞİME PİŞMAN ETMEDEN GİT GİDECEKSEN....
AHIMI ALMADAN GİT!!!!
ERKEKÇE......
29 Mart 2006
Ay....Ayy... Ayyyy
kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi.
Kirpikleri kırılan bir zamanın teninde, hüzünlü nağmeler topluyorum gecelere şimdi...
Seni tüm bencilliğimle sevdim...Sevilme ihtiyacımın cevabıydın sen...Aşkın sendeki yansımalarıydı beni çeken. Yankılanan sesimdi, sesindeki. Ben sevmenin bana ait olan kısmını sevdim. Deniz dibinin büyüleyici evreninden çıkıp, vurgun yiyen yanını sevdim. Dingin doğanın içine kattığım fırtınayı sevdim...Belki seni değil, seni sevmeyi; belki seni değil, senin beni sevmeni sevdim...
Nefret ettiğim Hoşca Kal....
Sözlerin artık ikna etmediği bu yaşımda,ağlamak da artık zor geliyor zoruma gidiyor...
Benden sana, söylemesi zor, yazması kolay bir kelime;
Hoşça kal....
Sevilmediğimi istenmediğimi bildiğim bu geceden
sana son bir yazı, son bir hatıra...
Seni her çağırdığımda,
artık yüreğime yumruk atamayacaksın!!!
Artık ne gelmeni isteyeceğim, ne de kalmanı....
Kumdan kalelerim her dalganda yıkılıyor...
Frizby gibi;olan gücünle bana vurup
sonrada sana dönmemi beklemenden yoruldum..
Bilsen nasıldın içimde..
bilsen nerdeydin...
Oysa şimdi....
Kimseyi yolundan döndürecek gücüm yok artık.....
Dayanıksızım, dayanaksızım...
Olduğun yerde kal...
Hoşça kal...
Gittin mi?

Zamanı unuttum, saat kaçtır, günlerden nedir bihaberim… Ne kadar oldu ki… Yüzün berraktı her zaman ki gibi gözlerimde, garip bir tebessüm yüzünde…
Gittin mi? Nasıl inanabilirim ki? Yalan olduğu alelade. İnanmam! İnanamam gittiğine… gitmezsin sen bırakmazsın beni. Yalancı hepsi, ne biliyorlar ki senden, benden, bizden? Sıradan bir çift, sıradan bir aşk sanıyorlar. Birkaç ay bilemedin bir kaç yıllık bir heves… yalancı hepsi, cahil ve yalancı…Nereden bilebilirler ki? Göremezlerdi gecenin karanlığında bizi. Ruhlarımız tutkuyla kavrulup bir olurken gece serin koynuna alırdı bizi. Aşk ağır gelirdi de çelimsiz ruhumuza ağlardık saatlerce… akıtırdık damlaları aşkın pınarlarından, damla damla dökülürdü aşk gözlerimizden dünyaya… sanırdım ki dünyayı aşkla dolduran bizim gözyaşlarımızdı. Gecenin karanlığında ürkmüş benliğim sığınırdı sana, oysa sen de en az benim kadar korkardın onlardan; uzaktan ve en çok da yalnızlıktan…
Tutunurdum sana, beraber tutunmak için acılara. Hüznümüz katığımız olurdu, aşkın eşsiz fırtınaları eserken çöl olmuş gönülde, hayat yeniden doğardı içimizde, küçük bir damla düşerken gönlün sahrasına…
Gittin mi? Sen mi? Yapamazsın ki bensiz… bilirim gidemezsin zira yaşamın benimledir. Korkarken bensiz nefes almaya, yüreğini bana adamışken… gidebilir misin ki? Mümkün mü bu? Değişebilir misin? Bir gecede, bir anda, artık sevmiyorum diyebilir misin? Artık hayatı farklı görebilir misin? Yalnız olabilir misin? Onlar gibi… birlikte ve yalnız?
Gittin mi? Hayır. Gidemezsin.Olmaz işte… bilemez ki onlar… anlamıyorlar gidemeyeceğini. Biz beraber doğduk! Ellerimiz dokunduğu an öldük, ve yeniden doğduk… ben ve sen gitmişti… biz doğmuştuk. Her ölüm bir doğuştur demiyor muydu şair? Ana rahminde ölür dünyaya doğar, dünyaya ölür ahirete doğar insan… benliğimizde ölüp, birlikte doğmuştuk biz. Yalnızlık gözlerimizin önünde süregelen lanet bir oyundu, korkuturdu ama bilirdik gönlümüzden, bizden uzak olduğunu. Nasıl bir yalnızlıktır bugün ki? Birlikte paylaşılan bir yalnızlık. Zevkin doruğuna, acının zirvesine, gecenin zifirine, sabahın ziyasına, asrın uzunluğuna, anın kısalığına süren bir yalnızlık… çift kişilik yalnızlık. Tende yalnızlık, hayatta yalnızlık, en çok da yürekte yalnızlık… Gittin mi? Gidemezsin ki sen… bırakmazsın beni bu kirli oyunla baş başa.İnanmıyorum! Yalancı onlar… bilebilirler mi? Anlayabilirler mi sevgiyi, aşkı? Nasıl düşünürler gittiğini… gitmezsin sen.
Bırakmazsın beni sen,
Gittin mi?
Gidemezsin ki sen…
Yüreğime işlemişsin…
Alabilir mi hiçbir kuvvet seni ruhumdan?
Sökebilir mi seni içimden?
Yeter mi gücü silmeye anıları?
Talan etmeye kalbimi?
Gidemezsin ki sen…
Sen ben olmuşsun…
Gidemezsin ki ben gitmeden.
27 Mart 2006
Aliş'den çaldımm :)
Kendi payını aldı herkes güneşten
ve yandı
Güneş yine olduğu gibi kaldı
Avuntu olsaydı anılar,
ağlamazdım bu kadar..
Bir hasret mehtabı süzülür düşümde,
aradığım gözlerinin resminde..
Kalbimde sen, hayalinse.. ellerimde,
ellerim yasaklı
dokunamam artık sana.
Haramsın bana, siyah geceler kadar..
rüyamda bile yasaksın.
Bakamam sana..
.............................................
demiş Aliş, çok hoşuma gitti çaldımmm :)
ve yandı
Güneş yine olduğu gibi kaldı
Avuntu olsaydı anılar,
ağlamazdım bu kadar..
Bir hasret mehtabı süzülür düşümde,
aradığım gözlerinin resminde..
Kalbimde sen, hayalinse.. ellerimde,
ellerim yasaklı
dokunamam artık sana.
Haramsın bana, siyah geceler kadar..
rüyamda bile yasaksın.
Bakamam sana..
.............................................
demiş Aliş, çok hoşuma gitti çaldımmm :)
26 Mart 2006
günün sözü
Hiçbir şey için "Benimdir," deme
Sadece de ki; "Yanımdadır."
Çünkü ne altın, ne toprak,
Ne sevgili, ne hayat,
Ne ölüm, ne huzur, ne de keder,
Daima seninle kalmaz.
D.H. Lawrance
Sadece de ki; "Yanımdadır."
Çünkü ne altın, ne toprak,
Ne sevgili, ne hayat,
Ne ölüm, ne huzur, ne de keder,
Daima seninle kalmaz.
D.H. Lawrance
yokluğun

Yokluğuna dayanabilecek kadar cesur olmayı bende isterdim,
Bende isterdim bir yanım yokken düşmemeyi,
Bende isterdim senin gibi yürekli olabilmeyi,
Ama en çok da yine yanımda olmanı isterdim…
Neydi bizi birbirimizden ayıran bu tuzak?
Neydi engel olamadığımız, çare bulamadığımız işkencenin adı?
İşkenceyi, yokluğu, hasreti, özlemi,
Hiçbir arada yaşadın mı sen de benim gibi..?
Hiç yıldızlara bakıp da beni gördün mü?
Ben gördüm seni…!
Gülen yüzünü, biraz çatık kaşlarını,
Bana canım dercesine bakan gözlerini gördüm onlarda…
Hiç sen de benim gibi konuştun mu kendinle?
Sordun mu altından kalkamayacağın soruları,
Sordun mu kendine bensizliğin ne demek olduğunu…?
Ben sordum da cevaplayanım olmadı,
Ağladım da gözyaşımı silenim olmadı,
Yokluğunda hiçbir şeye dermanım olmadı…
Sen gibi, yıldızlar gibi uzak kaldı her şey,,,
Uzandım ama tutamadım,
Yalvardım ama yine yapamadım…
Anlayacağın sensizliği beceremedim yine…
Beceremedim sensiz ayakta kalmayı,
Beceremedim yokluğunla savaşmayı,
Hasret denen mereti kaldıramadı omuzlarım…
Yaşayamadım sen olmadan,
Nefes alamadım…
25 Mart 2006
venüsAy

dün
aradım ay seni
okyanusun derin sularında
everestin tepesini aştım
nepal e vardım
sordum
cennet böceklerine
dedim nerede ay
yok dediler
görünmüyor epeydir
aştı tepelerin ardından
göremeyiz o gün bugündür
nasıl olur dedim
küstürdünüz mü onu
hayır dediler
o yıldıza küsmüş
gel ay ne olur
gel yine gir gönlüme
vereyim canımı
yeter ki görün gözlerime
sen ki...
sen ki elleri küçük,
yüreği kocaman
sen ki dudakları alev,
gözleri kömür
sen ki
küçük dünyamın yanına ,
bir dünya daha koyan
sen ki nadiren yanımda,
ama hep gönlümde olan
sen ki yandın
ben de yandım...
yüreği kocaman
sen ki dudakları alev,
gözleri kömür
sen ki
küçük dünyamın yanına ,
bir dünya daha koyan
sen ki nadiren yanımda,
ama hep gönlümde olan
sen ki yandın
ben de yandım...
hatırladın mı?
İsteğim düşlerimde yaşatmak değildi seni, içimde taa içimin derinliklerine gizlemek değildi sevgini
vurabildiğim kadar dışarı vurmak, gösterişini yapabildiğim kadar göstermekti.
Vazgeçilmez bir yaşam ve sevgi ve aşk ve tutku verişlerin aklıma her geldiğine yokluğunun ölümünü hissetmek zorunda kalmak bu dayanılmaz ama dayanılmazlığın üstünde olan sevgi ışığın bu acıyı söndüren
Arada bana göstermen var ya kendini , işte bu yok ediyor tüm acıları , işte ki işte bir gülüşün var ya sesi kalbimi ayaklandıran güzelliği vücudumda ki enerjiyi sağlayan olmasa bittiğimin resmidir ya zaten.
Ara gidişlerin var tabi olumsuzluklar ülkesine kâh yanımdayken kâh yokluğumda hislerinde onlarda olmasa nazın bile olmayacak işte bu tutukuna verebildiğim ise ...
Görebildiğim renkler var hayatımda sadece beynimin algılayabildikleri seni onlarla anlatmak istediğimde kızıyorum kendime o bukadar düşürülemez diye mesela kiraz dudaklı aşkım diyemem sana kiraz kimki o dudaklar yanında , güzeller güzeli aşkım derim sana arada ya anlıyorum aslında şimdilerde güzeller güzeli mi ! güzel kelimesi anlatamaz seni eksik ki ne eksik, özlemlerim,aşkım,sevgim ve tutkularım var içinde sadece ve sadece sen olan...!
vurabildiğim kadar dışarı vurmak, gösterişini yapabildiğim kadar göstermekti.
Vazgeçilmez bir yaşam ve sevgi ve aşk ve tutku verişlerin aklıma her geldiğine yokluğunun ölümünü hissetmek zorunda kalmak bu dayanılmaz ama dayanılmazlığın üstünde olan sevgi ışığın bu acıyı söndüren
Arada bana göstermen var ya kendini , işte bu yok ediyor tüm acıları , işte ki işte bir gülüşün var ya sesi kalbimi ayaklandıran güzelliği vücudumda ki enerjiyi sağlayan olmasa bittiğimin resmidir ya zaten.
Ara gidişlerin var tabi olumsuzluklar ülkesine kâh yanımdayken kâh yokluğumda hislerinde onlarda olmasa nazın bile olmayacak işte bu tutukuna verebildiğim ise ...
Görebildiğim renkler var hayatımda sadece beynimin algılayabildikleri seni onlarla anlatmak istediğimde kızıyorum kendime o bukadar düşürülemez diye mesela kiraz dudaklı aşkım diyemem sana kiraz kimki o dudaklar yanında , güzeller güzeli aşkım derim sana arada ya anlıyorum aslında şimdilerde güzeller güzeli mi ! güzel kelimesi anlatamaz seni eksik ki ne eksik, özlemlerim,aşkım,sevgim ve tutkularım var içinde sadece ve sadece sen olan...!
korku ve sen
korku ve sen...sen ve aşk...aşk korkuydu evet...
gözlerimde gizlediğim bir damla yaştı aşk...ağlamaya korktuğum...
sözlerimde gizlediğim bir kelimeydi aşk...konuşmaya korktuğum...
içimde gizlediğim bir yürekti aşk...sunmaya korktuğum..
gönlümün hasretiydi aşk...özlemeye korktuğum...
kalbimin şiiriydi aşk...yazmaya korktuğum...
bir zindandı aşk...yıkmaya korktuğum...
ve bir tutsaktı aşk...kaçmaya korktuğum...
sensiz batan güneş,sensiz doğan ay,sensiz akan zaman...hepsi bir korku
içimde...... tutunmaya çalışırken yüreğine,kayıp
gitmek...kenetlenen ellerin zaman kılıcına yenik
düşmesi,bölünmesi,parçalanması...
korkularımdan düşerime sarılıyorum ama ey yar,
beni sana getiren düşlerime,
beni yüreğinde yaşatan düşlerime,
sana saklanan gülüşlerle,yüreğine adanan sevda ile...
ve sen yar ...
'karanlık gecenin aydınlık yüzü'...
korkularla sarsılsa da yüreğim karanlığımda...ölümün soğuk nefesini
solusam da yokluğunda...
yüreğime aşk veren,yoluma ışık veren gözlerinle yaşarım...
gözlerimde gizlediğim bir damla yaştı aşk...ağlamaya korktuğum...
sözlerimde gizlediğim bir kelimeydi aşk...konuşmaya korktuğum...
içimde gizlediğim bir yürekti aşk...sunmaya korktuğum..
gönlümün hasretiydi aşk...özlemeye korktuğum...
kalbimin şiiriydi aşk...yazmaya korktuğum...
bir zindandı aşk...yıkmaya korktuğum...
ve bir tutsaktı aşk...kaçmaya korktuğum...
sensiz batan güneş,sensiz doğan ay,sensiz akan zaman...hepsi bir korku
içimde...... tutunmaya çalışırken yüreğine,kayıp
gitmek...kenetlenen ellerin zaman kılıcına yenik
düşmesi,bölünmesi,parçalanması...
korkularımdan düşerime sarılıyorum ama ey yar,
beni sana getiren düşlerime,
beni yüreğinde yaşatan düşlerime,
sana saklanan gülüşlerle,yüreğine adanan sevda ile...
ve sen yar ...
'karanlık gecenin aydınlık yüzü'...
korkularla sarsılsa da yüreğim karanlığımda...ölümün soğuk nefesini
solusam da yokluğunda...
yüreğime aşk veren,yoluma ışık veren gözlerinle yaşarım...
biter mi yazmakla
sabah çıktığımda evden hafif bir hüzün vardı havada!
nemliydi biraz!
bulutlar bakıyorlardı gökten bana ve yanlızlığıma! üzülmüş gibi ağlamak ister gibi buğuluydu bulutların gözleride benim gözlerim gibi! onlar da yaşadılar tabiki bizimle her hüznümüzü, her acı ayrılığımızı. bilirler bu yüzden ayrıyken ki iç yangınımızı! onlarda bu hüzne ortak oldu benle yağmur yağsın istedim o an ama yanımda ol yağmurun altında sarıl bana ağlayım ama yağmurdan anlaşılmasın gözyaşlarım ağlarken öpüyüm kokusunu özlediğim dudaklarından yanan için alev alsın dahada içim alev alırken ılık yağmur serinletsin bizi sarılalım sarılalım doyamadan hiç doyamayarak hep olduğu gibi
nemliydi biraz!
bulutlar bakıyorlardı gökten bana ve yanlızlığıma! üzülmüş gibi ağlamak ister gibi buğuluydu bulutların gözleride benim gözlerim gibi! onlar da yaşadılar tabiki bizimle her hüznümüzü, her acı ayrılığımızı. bilirler bu yüzden ayrıyken ki iç yangınımızı! onlarda bu hüzne ortak oldu benle yağmur yağsın istedim o an ama yanımda ol yağmurun altında sarıl bana ağlayım ama yağmurdan anlaşılmasın gözyaşlarım ağlarken öpüyüm kokusunu özlediğim dudaklarından yanan için alev alsın dahada içim alev alırken ılık yağmur serinletsin bizi sarılalım sarılalım doyamadan hiç doyamayarak hep olduğu gibi
derdiki....

Sensizlik kelimesi içimde acılar doğururken, kocaman bir yumruk gibi kalbime gelen gerçek sensizliği yaşamaya mahkum olmak, bulutların arasında tüm gündüzü haybeye geçiren ama bir türlü o bulutlardan kurtulamayan güneş gibi. Ay' ın yıldızsız bir geceye olan hükümsüzlüğü gibi, aşkın bana hayat veren kaynakken sen hayatımın kendiydin, kaynağım hep olacak ama hayatsız ne kadar yaşayabilirim ki ?
"demek ki yaşanıyormuş....."
eskilerden...
tarih 21 Sep 2005sabahdan dokunduğum yüzünden sinen kokun var ellerimde!
kokluyorum seni ellerimden!
kokladıkça özleyerek! içimdesin, aklımdasın, yüreğimde gözlerimdesin her an ama!
aradada da dedimya durup dururken gelir kokun burnuma! içim yanar! özlemim kabarır hani! ama ben nasıl dayanırım seni bunca uzun görmemeye, bunca uzun dokunmamaya sarılmamamaya öpmemeye ellerini tutmamaya???????????
nasıl dayanırım sensizliğe
geride kalacaklara...
bir gün bu yaşadıklarımın sebebi değişecek
ve geride kalacak tüm bunlar
ve herşey için çok geç
çok geç demek için bile
çok geç olacak...
ve geride kalacak tüm bunlar
ve herşey için çok geç
çok geç demek için bile
çok geç olacak...
VenüsAy ve Neydi Aşk?

Neydi aşk?
Atılmak istenmeyen adımlarmı.
Yoksa tenimize dokunan yağmur taneleri kadar yakın,
Aynı güneşi paylaşamayacağımız kadar olan mı?
Bilmiyorum.
Yarınsız çocukların gözleriyle baksamda yarına,
Hep yarınlarda bekleyecegim ben seni...
Atılmak istenmeyen adımlarmı.
Yoksa tenimize dokunan yağmur taneleri kadar yakın,
Aynı güneşi paylaşamayacağımız kadar olan mı?
Bilmiyorum.
Yarınsız çocukların gözleriyle baksamda yarına,
Hep yarınlarda bekleyecegim ben seni...
(......."AŞK" var ya dostum?"AŞK" başkadır...Eğer yüreğindeki boşluğun "AŞK" olduğuna inanıyorsan?VeBulduysan "O" insanı "O" aşkı!Kafandaki sorunun cevabı "O" kişi ise?Kaçırma "ONU" sonra çok geç olabilir!Ne kadar yaşayabileceğini biliyor musun?Sarıl "ONA"... Son nefesin gibi!........)
kısacık

Bana ihtiyacın olduğunda,
uzun, uzun gözlerinin içine bakışımı hatırla.
O gözlerde sevgiyi, mutluluğu gördüm hep...
Uçsuz, bucaksız, bana her zaman en doyumsuz sevda öyküsünü hatırlatan sevgiyi.
Gözlerine bakarken sana dokunmanın bende bıraktığı etkiyi biliyormuydun ?
Dünyayı unuturdum, başka bir ben olurdum.
Sadece o anın içinde kaybolurdum,
sonraya dair her şey anlamını yitirirdi.
Varsın olmasın yarın ne çıkardı?
Öylece kalmak isterdim sonsuza dek.
Ama sen git
gidebildiğin en derinlere
ben böylede yaşarım
sen üzülme.....
her gerçek aşık bir bebektir meleklerin gözünde
ve her gerçek aşık için ağlayan bir melek vardır gökyüzünde
boşuna bakma göremezsin
zaten görmüş olsan gitmezdin
git
gidebildiğin en uzak şehirlere
git
gidebildiğin en güzel ümitlerle
ben böylede yaşarım toz duman
benim için üzülme
her taraf sen dolu, anılar dolu
bu bana yeter
şimdi
git
gidebildiğin en uzak şehirlere
ben yaşarım payıma düşeni
sen üzülme....
24 Mart 2006
artık

Artık...
geldiğinde ben olmayacağım...
Ve büyük ihtimalle, gelmeyeceksin de zaten...
Tıpkı, aslında hiç gitmediğin gibi...
Ne ile kavgalı ya da barışık olduğumu bilemedim asla...
Bilemeyeceğim de..
Neyi sevdiğimi? Ne kadar sevdiğimi? Ne istediğimi?...
Ve bugün, fazla bir yol da almış sayılmazken aslında..
Çok..ama çok yorgun hissediyorum kendimi..
Mesafeleri boşverip yürüyeceği yerde,
Hızla koşmuş insanlar gibi nefes nefeseyim...
Beynim, düşüneceği milyarlarca şeyi düşünmüş,
Kalbim, atacağı milyarlarca atışı yapmış sanki..
Kendilerine tanınan zamandan çok önce...
Gecenin içindeyim...
Karmakarışık bir hüzünle beraber ve her şeyin kendiliğinden düzeleceği duygusuyla...
Düzelecek olanın ne olduğunu ise hiç bilmeden...
Mutsuz olduğumu söylersem eğer,
sıkıldığımı çok sıkıldığımı..
Duyanların güleceğini bile bile,
Mutsuzum demekten korka korka kendime....
Artık geldiğinde ben olmayacağım....
Beraber yaşadıklarımız ne kadardıysa o kadar kalacak...
Sana söylediklerimden bir sözcük bile fazlasını duymayacak kulakların...
Bana söylediklerini sadece hatırlayacağım,
her geçen gün unutarak sesinin tonunu...
Beraber gittiğimiz yerler daha fazla olmayacak hiçbir zaman...
Ne birlikte kahvaltı yapacağız bundan böyle,
Ne beraber yıldızları AY'I seyredeceğiz...
Ve uyanmayacağız hiç bir zaman ayni yatakta yan yana....
Artık...
geldiğinde ben olmayacağım...
Ve büyük ihtimalle gelmeyeceksin de zaten...
Tıpkı aslında hiç gitmediğin gibi...
Yarın da böyle olacak bu.
Ve her zaman.......
Bekle

Dün yine gökyüzünün masmavi görkemi ve hayalini çizdiğim bembeyaz bulutlarının altında seni bekledim. Uzaklarda gülümseyen gökkuşağının renkleri içinde aradım seni, yoktun. Yokluğun, cehennemim, yokluğun zifiri karanlığım, zindanım oldu. Belki, bir köşeden çıkıp gelirsin diye bütün gün seni düşleyip, gözlerim ufukta, kucağım dolu sevgi, yüreğimde binbir umut yeşertip ve ölesiye bir özlemle bekledim seni, gelmedin... Seni ne kadar özlediğimi bilmiyorsun. Bir bilsen seni ne kadar çok özlediğimi; dağları, tepeleri aşar, denizleri, ovaları devirip gelirdin bana...
İçim özleminle nasıl dolup taşıyor, özleminle nasıl tutuşuyor bir bilsen. Yüreğimin bütün bentleri paramparça sensiz. Şimdi yüreğimin her kıyısından özlem sızıyor. Yüreğime de söz geçiremiyorum artık. Biz bu dünyada seninle çıkarsız, yalansız, hilesiz hesapsız sevdik birbirimizi..
Yüreğimizin bembeyaz tuvaline maviyi fonlayarak ve aşkın da kıpkızıl resmini de çizerek; insanları, kuşları, dağları, çiçekleri, suları da öyle hilesiz sevmiştik.Biz seninle bütün engellere rağmen, bitmez tükenmez bir azimle sevginin doruğuna erişmek için tırmandık hayat yokuşunu. Ve bitip tükenmeyen bir aşkla sevdik birbirimizi. Biz seninle uzak dağ başlarına yazdık umutlarımızı. Denizlere, dalgalara, fırtınalara, acılara, korkulara, uçurumlara yazdık sevdamızı.
Biz seninle kanatları sevdalı iki güvercindik mavi göklerde. Kanat çırptıkça yükseldik sevdalara, yükseldikçe sevdalara avcılar düştü peşimize.Zamanın acımazsızlığına, aramızdaki mesafelere, etrafımızdaki çirkinliklere, günübirlik aşklara, saldırılara, satılık sevgilere rağmen, biz yine de yüreğimizde hiç sönmeyen bir yangınla özledik birbirimizi, en kutsal aşkla sevdik, kirletmeden umutlarımızı bekledik... Senden ayrılalı günlerin, ayların, yılların nasıl geçtiğini bilemez, hesabını tutamaz oldum. Her seher uyanınca dağların esen rüzgarlarına açıyorum penceremi, o ölümüne özlediğim kokunu getirir diye. Bir nebze de olsa dindirir yada söndürür diye yüreğimdeki özlemin ateşini... Yılmak yoktu bizim için bu yolda. Ağlamak, sızlanmak yoktu, geriye dönmek hiç yoktu. Zordu, çetindi bizim sevdamız ama her şeye ve çekilen tüm acılara değerdi. Sabır diyordum. Sabrı, ümit etmeyi, sevmeyi, zorluklara karşı direnmeyi de sende öğrenmiştim. Sende öğrenmiştim sevdalara türkü yakmayı...
Şimdi Ren nehrinin kıyısında dalgın bakışlarla dalıp dalıp gidiyorum uzaklara. Gökyüzü masmavi ve saatler yorgun bir su gibi akıp gidiyor gözlerimde.. Ufka, gökmavisinin kızılla birleştiği o ince sıcak ve yumuşak çizgiye bakıyorum. Bir kuş gelip konuyor saçlarıma, yüreğimi ipekten kanatlarına sarıp sana gönderiyorum... Seni düşünüyorum. Seni düşünmek gökyüzü olmak gibi bir şey bazen, ya da rotası belli olmayan bir gemiye binip, yeni iklimlere yelken açmak gibi. Saatler su gibi akıp gidiyor. Bir gemi yanaşıyor kıyıya, inen yolcuları izliyorum, sen yoksun. “ Kahretsin !”. diyorum.” Ne olur çıkıp gelse, sarılsa boynuma.” Bir gemi uzaklaşıyor limandan. Suların devinimleri akıyor gözlerimde, karışıp gidiyor uzaklara... Seninle suyu pırıl pırıl bir pınarın başında buluşmak, ellerini tutmak, yüreğinin sımsıcak yerinden, gözlerinden, dudaklarından öpmek, serin nefesini doyasıya içmek ve doyasıya içime çekmek geçiyor içimden... Sonra sarılıp, sımsıkı kucaklamak ve sevinçten havalara uçmak geçiyor ... Ağladığımda mendil, güldüğümde kahkaha, susadığımda su olmanı, uyuduğumda rüyalarıma girmeni, her sabah alnımdan öperek uyandırmanı istiyorum... Her gece kuş olup sana doğru uçmak, ardında serin rüzgarlar bırakarak, dağlar, denizler, ormanlar aşıp, bir pınarın başında gözlerine konmak geçiyor içimden. Dalgın bakışlarından, sevdalı yüreğinden öpmek geçiyor. O an bütün ağaçlar diz çökmeli diyorum, özleminle kanayan yüreğime. Bütün yıldızlar göz kırpmalı mutluluklara. “Allahım bu kadar mutluluk çok.” deyip, ellerimi gökyüzüne kaldırıp ağlamalıyım. Gökler de ağlamalı benimle, bulutlar, ırmaklar, yıldızlar da ağlamalı...Şunu bilmelisin ki, nerede olursam olayım, hangi iklimde kalırsam kalayım, vakti geldiğinde bir gün mutlaka, yüreğim alıp beni sana getirecektir. Ben buna bütün kalbimle inanıyorum, sen de bütün kalbinle inan. Hiç bir yol bilmesem de, gelmeye kalmasa da mecalim geleceğim inan... Bekle...
Sevgiler büyüttüm kır çiçeklerinden,
umutlar yeşerttim bahar renginde al yeşil melekler uyandırdım
her tan ağardığında toplamak için bütün düş kırıklarını aynalardan
yıldızlarla selam yolladım sana
ve her gece mavi bir kuş tutup avuçlarıma
dudaklara gül ve rüzgar iliştirdim dağların doruklarına
gelmedin.
upuzun köprüler kurdum içimdeki yolculuklara sana kavuşmak için
beyaz günlere uzandım beyaz atlarla, sana getirsinler diye umutlarımı
seninle öpüşürken beyaz beyaz güvercinler kanat çırpıyordu mavi göklerin burçlarında
bütün ayrılıkların, savaşların, ihanetlerin üzerine bir çizgi çekiyordum
en güzel barış çiçeklerini versin diye dünya
ak alınlı taylar koşarken alnımın çayırlarında
al türkülerle inledim lekesiz sabahlara
her bahar özlemler kanatıp gecelerin sayfalarında
mavi rüzgarların terkisinde sevgiler yolladım sana
çoğaldıkça çoğaldı çılgınlığım
kanımda milyonlarca yıldız tutuştu
alevler içinde parlayan nehirler aktı yüreğime
her defasında her suyun sesine bir damla gözyaşı bıraktım senin için gül desenli yaylalara bilmedin bilki sensiz uzak bir dağbaşı ıssızlığıyım
yoksan ürpertilerde tiril tirildir yapraklarım
seni özlemenin korkunç girdabında
göğünü ve yönünü yitirmiş göçmen bir bulut olup
her gece uçurumlara ağlarım hasret ateşine bürünürken
geceler uzun ayrılıkların dağladığı sevdalarda korkunç alevler içirdim seni seven yanıma
iç çekmeyi öğrendi bir yanım,
acı çekmeyi bir yanım
ve ardından oturup ağladım
küskün ırmaklar gibi karışıp gitti gözyaşlarım çağlayanlara
silmedin
ey kırçıl saçlarımda yıldız tutuşturan
alıp savuran yangınlara yalnızlıklara
hazan bahçelerinde yaralı bir güldür kalbim
şimdidört mevsim aşkı kanayan sen ki,
yüreğimde demlenen aysın
her gece gözlerimde çiçeklenen aşk hasretimsin
geçen bütün mevsimlerde seni bekledim
gelmedin
özlemlerle yaralı bir yağmur bulutuyum şimdi
firari bir hüznün girdabında yitirdim güldesenli sevinçlerimi
bil ki, çağlayan bütün nehirler benim gözlerimdir
benim yüreğimdir ağlayan
bütün denizler su içtiğim
bütün pınarlarda seni susarım
seni sorarım geçtiğim bütün yollarda
düştüğüm her uçuruma bir tutam çiçek bırakır gibi
bir tutam kor ve bir demet gözyaşı bıraktım senin için
gelmedin bilmedin silmedin...
Bir gün gökyüzü gülünce ve geçince üşümesi kalbimin
bütün hasretleri yükleyip rüzgarın kanatlarına
yüreğimde taşıdığım sevda aleviyle upuzun yollardan çıkıp geleceğim sana...
Bekle...
sahiplenmeyeceksin.....
‘O olmazsa yaşayamam demeyeceksin’
Demeyeceksin işte Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki Çok sevmeyeceksin mesela.
O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin O’nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masayı, telefonunu, kartvizitini…
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşaya bilirmiş gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin
İllede bir şeyleri sahipleneceksen Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı senin yıldızın olacak. ‘o benim’ diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İllede bir şeylereait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, pembeye Yada cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…
(CAN YÜCEL)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





