
Kuşların kanatlarında özgürlüğü yaşamalı acı, keder, üzüntü, yalan-dolan olmadan. Bir kelebeğin narinliği gibi narince sevmeli karşındakini. Sevgiyi yürekten ve gönülden yaşamalı. Kırılan parçaları toplayıp geçmişe hediye etmeli ve " yaşıyorum" diye haykırmalı. Hayata yelken açarken durup kenar mahalledeki o küçük kızın gözlerinin içine bakmalı. Neden vazgeçtik yaşamdan? Bizi böylesine kör bir karanlığa iten neydi? Her sabah uyanıp da hayatın ne kadar güzel ve kısa olduğunu anlamamız ne kadar sürecek? Hayat; bize verilebilecek en güzel armağan. Bir sabah uyanıp da hayattan ne kadar geride kaldığımızı, bazı şeyleri söylemek için ne çok geciktiğimizi ne zaman göreceğiz? Masallardaki gibi aşkları bekledik hep ama en önemli şeyi atladık. Masallardaki gibi aşklar hiç olmadı, hepsi bizim hayalimizdi. Hayallerimizin peşinde koşarken, sevgiyi, aşkı kaç sokak ötede unuttuk? Hayat pek çok fırsat serer önümüze, yaşamdaki fısıltılar yolumuzu çizer. İçten içe attığımız çığlıkları sadece yorgun kalbimiz duyar. Ve günün birinde yaşlanıp tek başımıza kaldığımızda kurduğumuz tek hayal, geride bıraktığımız, yaşamın kıyısında unuttuğumuz, bıraktığımız aşkımıza/sevgimize geri dönüş çabasıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder