
Senin için yüreğimde bir takım hisler beslerken bir yolun başlangıcında buldum gözlerimi... Hayatın tam içinde çırpınıp dururken, kendimi birden bire o keskin çizginin dışında buldum... Ne olduğunu, neler olacağını soramadım kendimden korkarak... Kimsenin bilmediği, tarifini koyamadığı o korkak yanımı ortaya çıkaramadım bir türlü...
Sonra hayallerimin içine girmenle, hayal ve gerçek birbirine karıştı... Uykuların bitiminde başlayan hayallerle, su gibi akıp geçen zamandan haberi olmayan günlere cesaretimi bıraktım... Artık ben kendimi sana karşı bile savunmasızdım...Kanatları kopmuş bir kuş misali.. Kimin istediğini bilmeden beni ben yapan ne varsa ortalığa dağıttım... Kendinden bihaber yaşayan suskunluklarımın farkına vardım daha önce hiç anlamı yokmuş gibi sanki... Yakın zamanda peş peşe gelecek gözyaşlarımın habercilerini önceden sezemedim... Olan biten, bunalım dolu, umursanmadan geçen bir zaman yalnızca göremeyen gözlere aitti sanki..
İçimdeki bir ses senin için haykırıyor şimdi..Hadi bakalım yok ol dünyamdan... Savurabildiğin kadar, gücünün yettiği kadar uzaklara savur benden parçalarını... Bende olmayan cesarete sahipsen, yada bir cesaret bulabildiysen herhangi bir emanetçiden... Sonsuza kadar hiç geri gelmeyecekmiş gibi savur kendini... Kapat ve git gönül pencereni.. Bunu yapmalısın ki benim sevgiye ve dostluğa hiç güvenim kalmamalı artık. Asla umut etmemeliyim kurduğum hayallerin içinde bile gözlerini... Beynimin içinde dolaştırmamalıyım, yüreğimde yaşatmamalıyım artık seni. Şimdi bana acı veren her halinle, durduğun yerde olmamalısın artık... Böyle olması gerekli diyorum artık... Çünkü sevgi kırılma noktalarında boynuma sarılıp daha da derinliklere çekmemeli beni... Ben sadece sevdiğim, değer verdiğim için ve kaybedeceğimi bildiğim için ağlamak zorunda kalmamalıyım... Karanlık dolu odaların içinde sanki bütün damarlarımın içini boşaltırcasına içimdeki kanı acı mürekkep olarak kullanmamalıyım... Sona yaklaştığımı bildiğim anda acıya yeniden uyanmamalıyım. Sen artık ne yaparsan yapmalısın... Belki anlaşılmaz bir sevdanın kucağında oturup karışırsın yalan dolan bir hayata... Belki bir acının içinde doğmak istersin merak edip kahredici sızıları... Unutuluşun içine düşüp de kurtarılmamayı bekleyen bir ruhtan uzaklaşma zamanı gelmiştir artık..
Yazılanlara hiçbir anlam veremeyen kişiliğine inat bende çekip gitmeliyim gönül dünyandan... Artık sonu gelen sonsuzluğa kadar...
Bir daha hatırlanmamak üzere gitmeliyim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder