Bedenine değil, ruhuna taliptim ben. Bu yüzden bu kadar zorlanıyordum. Ben bir adanın değil, bir kıtanın kaşifiyim.Yola çıkmıştım bir kere dönüşüm yoktu; ama, öyle çok duraklıyordumki, geriye dönüp baktığımda başladığım yerden bir kaç metre bile uzaklaşamadığımı fark ediyordum. Üstelik menzilin ucundaki sen, benden daha hızlı yol alıyordun, belliki kaçıyordun.
Kaç kez vazgeç dedim kendime, kaç kez o yolun kenarındaki ormana girip yok olmayı düşündüm.
Oysa nasıl coşku doluydum başlarken... gecelerimi de gündüzlerimide sana adamaya hazırdım. Hergün yeni bir yönünü öğrenip şaşıracaktım. Seninle yaşadığım hiçbirşeyin tadını unutmayacaktım. Sen ,sonbahar rüzgarında kopmuş, defne yaprağı, ben sana dal olacaktım. Hangimiz yaprak hangimiz dal karıştırıyorum artık.
Ben bu uykuları uyuyalı çok olmuştu. Şimdi aynı uykuları yeniden uyuyorum.
Acı uykusu, hüzün uykusu, kırgınlıklar var yüreğimde...
bir gece birinin bir gece diğerinin sonsuzluğunda kayboluyorum.
Bir beyaz bayrak gerekiyor bana.Bütün mevzilerini kaybetmiş bir komutanın onurunu daha fazla zedelemeden teslim olmayı bilmesi gerek. Uzun sürmez esaretim. İçimde bu yenilginin acısını yıllarca taşıyacak olsam bile bir yolunu bulup kavuşurum özgürlüğüme.
Gidiyorum....... Geride yaşanmamış zamanları bırakarak.
Sen de ürkekliğinle baş başasın...
Hep tamamlanacak değil ya, bu da böyle yarım kalsın...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder