1 Mayıs 2006

hayatın içindeki sen!

Bu gece hatıralarımın karanlıklarını gömüp parıldayan ay’ın aydınlığına, kendine doğru yürüyüşte yüreğim.. Şimdi odamda gecemin karanlığı, ortamın sessizliği, duygularımın yoğunluğu ve bir de uykuya direnen gözlerim var.. Hayatı ve seni buradan, sessizliğin ve sensizliğimin tam ortasından seyrediyorum.. Gözlerimi kapattığımda ise sen, göz bebeklerimdesin bütün masumiyetin ve mahçubiyetinle...
Senden uzaklarda yaşadığım bu şehirde, kalabalık insanların ortasında, tanımadığım insanların yüzleriyle, sesleriyle, değişik görüntüleriyle mutluluk kahkahaları atarken yapayalnız bir tek kendimi görüyorum… Bütün o insanların yüzlerini ve kişiliklerini kendi bildiği dilde okuyan, bütün görüntülerden kendi resimlerini oluşturan, en çok orada olduğu sanıldığını hissettiğim anda bile aslında ulaşılamayacak denli uzak kalan bir tek kendimi.. Heyecan ve sevgiyle gülümsüyorum, şimdi seni sevip hissetmem için seni sahiplenmem gerekmiyor..Yanımda olmasanda senin hayalinle paylaştığım bu odamda, seni hissetiğim kadar başkalaşıyorum ve duygularımın fırtınalarında baştan başa sen oluyorum..
Renklendirdiğim rüyalarımdasın artık, ordasın ve varsın işte..Şimdi yüreğimle soluyorum seni.. Binbir kır çiçeğinin kokusu bahar bedeninde..Hayatın bütün renkleri bir yaz güneşinden ödünç aldığın yüzünde.. Ay’ın ışıltıları yüzünde, rüzgarın hırçınlığı ise avuçlarında... Mavi denizlerin yosun kokuları her soluk alışında ve ilk kez acı çekmeden özlüyorum seni..
Her insanın ay gibi bir birinden farklı iki yüzü varmış, bir yanı aydınlık diğer yanı kapkaranlık.. Şimdi bir yanım çok aydınlık, apaydınlık…Acı verecek kadar aydınlık.. Seni bu aydınlıkta ilk kez görüyorum... Sen benim değilmişsin, bunu en çok bu aydınlıkta görüyorum… Benim olan sende hayat bulan ve tekrar bana yansıyan kendi kişiliğim, benim kutsal sevgim bunu şimdi daha iyi anlıyorum.. Senin sahibin kararmış gönlün, acıların, dününden bugününe ve yarınına miras kalan talihsiz karşılaşmaların, düş kırıklıklarınla dolu günlerinin siyaha bürünmüş halleri… Sen kendi karanlık yönlerini seviyorsun her kendine yol alışlarında ya da sevmek, sevilmek isteyipte sevilememenin veya sevememenin acılarından haz alıyorsun.. Sen kendini üzen duygularını, kendi karanlıklarındaki alaycı acılarını seviyorsun durmadan..
Ayrılmak,
seni seven birisini tek başına terk etmek sorun değildi,
yüreğinden acımasızca hançerlenip,
bir takım duygularım kanlar içinde yere serildikten sonra....

Aşkı
Getirdiğin gibi götürmeli
Geldiğin gibi gitmelisin bu şehirden...
Yakmalısın bir seferde
Yalnızlıkları bensiz,
Külünde ayıklamalısın
Ayrılıkları sebebsiz.
Belirsiz bir aşkı
Belirsiz bir ayın gecesinde ,
Hüküm giyerken gözlerin
Gölgede karanlığı
Pencesinde öfkeyi
Sorgulamalısın
Belirsiz bir vakit.
Yeterince söylenmediysen
Söylenmelisin kadere.
Sonra bıraktığın gibi yaşamalısın
Yazılanı.
Yazının okundugu kadarını....

Geldiğin gibi gitmelisin
gönlümden...

Hiç yorum yok: