Bir gün gelirde, bir insanı paylaşmanın ve o insan için tüm değerlerini beraberce paylaşmanın ne demek olduğunu, herşeyden öncede paylaşmak için yaratıldığını anlarsın elbette... Yüreğinde büyütmeye çalıştığın o insan birden bire hayatına, kalbine, tüm benliğine giriverir... Hayatın boyunca onun iyiliği ve güzelliği için çırpınır durursun... Öylesine bir mücadeleye kaptırırsın ki o insan için... Çünkü kendini kendinle paylaşmaz, sadece onu paylaşmak istersin.. Allah seni, yüreğinde büyüttüğün o insanı paylaşmak için ve o insan için göndermiştir... Ve sen dönüp dolaşırsın o insanın kalp çemberinde, gönül dünyasında... Tek istediğin odur, ama bunu asla kendin için istemez o insan için istersin.. Seni ona terketmeye zorlar her haliyle... Sen ölüp ölüp dirilirsin o anda.. Sürekli kendinle mücadele içindesindir.. Ona en iyisini veremediğin için kahrolursun kendi kendine, Allah'a yalvarırsın sürekli o insan için.. Acılarını göğüslersin o insanın.. Ama o insan acılarını yüklendiğinibilmez, kendi acılarında boğulup daha çok acı verir sana..
Ve o kadar çok kapar ki kapılarını sana, sen onu bırakmak zorunda kalırsın... Sonunda terketmek dışında bir şey yoktur senin üzerine düşen... Bir şeyin farkında değilsindir... O insana bir takım yaklaşımlarını veremeyişinde, sıkıntılarına ortak olmayışında boğulup kahrolurken, o insan belki de sana dönmeye başlamıştır.. Bir gün terkedip kendi haline bırakıp gidersin onu... Belki de senin terkedip gittiğin gün o seni aramaya başlamıştır.. Ve seni arayıpta bulamadığı içinde kahrolur, kızar tüm yaşadıklarına... Kırık dökük kelimelerimle anlatmaya çalıştığım şekilde sen de onlardansın.. Sen de bırakıp gittin beni bir tek halimle baş başa bırakarak.. O insanda, hepiniz aynısınız diyerek küser hayata..
Oysa durumu bu hale getiren tek şey, onun seni zamanında görmemesi, gözlerini kapaması ve seni yanında istememesidir... Evet, o insan terkedildiği için üzülüp hakrolur ama bilmediği şey gidenin, terkedenin beraberinde götürdüğü yıkımdır... Asıl o gidenin, senin mutluluğun olmadığı için kendisiyle nasıl mücadele ettiğinide bilmezsin.. Senin onu görmemen, arayıp sormaman, hissetmemende onun için ne acıdır bilemezsin.. Ve seni ardında bıraktığı içinde ne kadar acı çektiğini bilmezsin...
Evet, yalnız terkedilenler değil, terkedenler de acı duyarlar... Hatta belki daha da çok acı hissederler.. Ve sen, seni terketmeye mecbur ediyorsun beni.. Öyle çok yorgun düştüm ki sensiz günlerimde.. Oysa ki hayatımı ve canımı koymuştum senin yoluna.. Sense aylarca, günlerce sorup sormamacasına dönüp gittin.. Hep susmayı tercih ettin... Seni paylaşmak için gönderildiğimi hissedemedin bile... Ben ise seni her halinle, her şeyinle sevmiştim... Ama şunuda biliyorum ki ben elbette gideceğim.. Bunu yapmak zorunda bırakacaksın... Herhalde biz bir bütün olamayacağız.. Tüm bunlara sen engel olmuş olacaksın... Çok uzaklara gideceğim bende, ama sanma ki sensiz gideceğim... Seni, içimdeki senle birlikte götüreceğim... Ve yaşayacağım her günümdesen ve ben olamayacağım içinde çok acı duyacağım... Öylesi bir acı olacak ki bu, ölüp ölüp dirileceğim sonunda... Bunları sen bilmeyeceksin... Belki de sen sessizce, benim için oda herkes gibiydi, terketti beni diyeceksin...
Tam tersine ben seni terketmedim... Ben seni, seninle başbaşa bıraktım yalnızca... Yine çok acı duyuyorum... Çünkü ben, senin ikinci senin olamadım, senden bir parça olamadım ve seninle bir bütün olmayı başaramadım... Sadece kendini bana yasaklayan sendin.. Şimdi sensiz ne mi yapacağım.. Seni her zamankinden daha çok seveceğim... Senden ve sevdamdan, terkedilmiş olsam bile vazgeçmeyeceğim...
Biz, biz olamayacağımızı bile bile..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder