Büyük bir sessizlikti hayatımız aslında, kimi zaman birbirimizin seslenişini duymadık, duyulduğunu anlatmaya çalıştığımızda çok gerilerde kalmıştı...
Ben, yalnızca sana sesleniyorum olanca gücümle ve şimdi beni duymanı istiyorum, bir an bile olsun dur dinle lütfen...Yaşadığımız ömre kaç mevsim sığdırabilirsin, yada yaşadığımız şu üç günlük dünyanın ömrü kaç mevsimliktir...
Sen ise, bir zamanlar yaşamak istediğim, yaşamaya özendiğim en güzel dört mevsim, yüreğime incitmeden ekip, göz yaşlarımla büyük bir heves ve arzu ile beslediğim en büyük sevdasın...
Öyle zamanlar oluyor ki sen, benim için bazen kilometrelerce uzak, bazen aldığım nefes kadar yakınsın...
Uzaklardan gelen sesinin bir merhaba deyişiyle gelir konar taht kurar yüreğime yaz mevsimi...Uçsuz bucaksız engin denizlerin ortasında ölümüne dalgalarla yarışır, martılarla dertleşir bulurum kendimi...Korkutmaz yüreğimi suların rengi ve derinliği, tıpkı sana olan sevgim gibi..
Daha sonra, ölümüne dans ettiğim beyaz köpüklü dalgalar, bilmediğim bir çölün kızgın kumlarına bırakır beni.. Kervanlarla yolculuk ederken bulurum kendimi.. Sen kızgın çöllerin ateşi, ben ise susuzluktan kavrulmuş bedenimle gölgene ve sana muhtaç bir kum tanesi...Bir anda bir ses getirir kendime beni... Kurduğum hayal sona erer, gerçeğe dönüşür duygularım, yine sen yoksun, yaşadığım hayal kırıklığıyla hüzün yine kapımı çalar...
Gözlerimde yağmur misali birikir yaşlar ve sen bilmezsin, bilemezsin..O anda yüreğime dondurucu karlar yağmaya başlar...Yağan karın eşliğinde daracık bir patika yolunda yürür bulurum kendimi.. Bir ben ve birde karda yürürken bıraktığım ayak izlerim...Ağaçlar yapraksız kalmıştır yine, senden mahrum kalan ben gibi.. Üzerine basmaya kıyamadığım yeni, yeni yağmış kar tanelerinin çıkardığı sesler, alır götürür geçmiş zamanlara beni... Yeşile bürünmüş dallar, hafızama kazınmış sesin, bir zamanlar bir kaç satırda olsa sevgi dolu yazdığın satırlar gelir aklıma... Düşen bir kar tanesiyle boğazımda düğümlenir tarifini yapamadığım duygular ve gözlerimde birikir yaşlar..O anda yeniden yüreğime yeniden karlar yağmaya başlar..
Şu anda ise eteklerine kardelenler serpilmiş beyaz gelinliğiyle, dört başı mağrur gelinlere benzeyen bir dağın zirvesindeyim.. Bir dağ başı yalnızlığı yaşıyor yüreğim...Sen bilemezsin bunun ne demek olduğunu..İstersen ben sana tarif edeyim bu duyguyu, dağ başı yalnızlığı ölümden beter…Yumruklarımı sıkıyor, avazım çıktığı kadar bağırıyorum senin hala aklımda olduğunu, bir türlü unutamadığımı..Sesimin yankısıyla çığlar düşüyor üzerime…Yollarımda karlar, yıllarımda kara yazım var...Gel desem, gelemezsin biliyorum…Gel desen ayaklarımda buzdan oluşmuş prangalar…
Gözlerime hapsettiğim yaşlar, ve o anda yüreğime yeniden karlar yağar...
Hissetiğim bu duyguların ötesinde mevsimler geliyor ve geçiyor hayatımdan…
Bir yarım sensiz, bir yarın bensiz..Ama hep eksik..Bir yanım her zaman sensiz kalıyor…Görmüyorsun..Duymuyorsun..Yüreğime buz gibi karlar yağıyor…Yüreğim üşüyor..Yüreğim buz kesiyor..Yağan karlar yüreğime ağlıyor..Sen bunları bilmiyorsun, nerden bileceksin ki..Çünkü yaşayan benim..Bilemezsin..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder